İstanbul denildiğinde akıllara yalnızca tarihi yapılar, Boğaz manzarası ve kalabalık caddeler gelmiyor. Şehrin günlük yaşamının ayrılmaz parçalarından biri de sokak lezzetleri oluyor. Bu lezzetlerin başında ise kuşkusuz simit geliyor. Çıtır susamları, kendine özgü kokusu ve yanında içilen bir bardak sıcak çayla simit, İstanbul’un kültürel hafızasında önemli bir yere sahip.

İstanbul Valiliği’nin “İstanbul’un Sokak Lezzetleri” başlıklı çalışmasında da simidin şehrin simge lezzetlerinden biri olduğu belirtiliyor. Simidin ilk kaydının 1593 yılına ait Üsküdar Şer'iye Sicili’nde yer aldığı ve o dönemde “simid-i halka” adıyla anıldığı aktarılıyor.

Bugün İstanbul’un Tarihi Yarımada’sından Çengelköy’e kadar pek çok noktasında tezgâhlarda ve fırınlarda karşılaşılan simit, günün hemen her saatinde çayla birlikte tüketiliyor.

İSTANBUL’DA SİMİDİN YÜZYILLARA UZANAN HİKAYESİ

Simit, günümüzde son derece sıradan ve ulaşılabilir bir yiyecek gibi görünse de İstanbul’daki geçmişi yüzyıllar öncesine uzanıyor. Şehrin sokak kültürüyle bütünleşen simit, zaman içerisinde farklı kuşakların ortak lezzetlerinden biri haline geldi.

İstanbul Valiliği’nin aktardığı bilgilere göre simidin 1593 tarihli Üsküdar Şer'iye Sicili’ndeki kaydı, bu lezzetin İstanbul’daki tarihinin en eski izlerinden birini oluşturuyor. O dönemde “simid-i halka” olarak ifade edilen simit, yüzyıllar içerisinde bugünkü adına ve formuna kavuştu.

Bu tarihsel geçmiş, simidin yalnızca bir hamur işi olmadığını, İstanbul’un gastronomi kültürünün de önemli bir parçası olduğunu ortaya koyuyor.

İstanbul’da Çay Ve Simidin 400 Yıllık Lezzet Hikâyesi-1SOKAKLARDA SİMİT KOKUSU

İstanbul’un kalabalık caddelerinde, meydanlarında ve ulaşım noktalarında simit tezgâhlarına rastlamak uzun yıllardır şehrin alışılmış görüntülerinden biri olarak öne çıkıyor.

Sabahın erken saatlerinde işe ve okula yetişmeye çalışan İstanbullular için simit hızlı ve pratik bir kahvaltı alternatifi olurken, gün içerisinde de çayın yanında tercih edilen geleneksel bir atıştırmalık olarak sofralarda yerini koruyor.

Kek ile puding aynı tarifte buluştu! İşte nefis limonlu kek
Kek ile puding aynı tarifte buluştu! İşte nefis limonlu kek
İçeriği Görüntüle

Tarihi Yarımada’dan Çengelköy’e kadar şehrin farklı noktalarında satılan simit, İstanbul’un semtleri arasında da ortak bir lezzet bağı oluşturuyor.

ÇAY VE SİMİT NEDEN BU KADAR ÖZEL?

Simit denildiğinde akla gelen ilk eşlikçilerden biri hiç kuşkusuz çay oluyor. Sıcak çayın yanında tüketilen çıtır simit, İstanbul’un günlük yaşamında kendine özgü bir ritüele dönüşmüş durumda.

Vapur yolculuğunda Boğaz manzarasına karşı içilen çayın yanında simit yemek, İstanbul’un kent kültürüyle özdeşleşen görüntüler arasında yer alıyor. İstanbul Valiliği de simidi özellikle vapurda çayın en önemli eşlikçilerinden biri olarak tanımlıyor.

Bu nedenle çay ve simit ikilisi yalnızca bir yiyecek-içecek birlikteliği değil, İstanbul’un gündelik hayatını yansıtan kültürel bir sembol olarak da değerlendiriliyor.

VAPURDA ÇAY, ELDE SİMİT

İstanbul’un simitle özdeşleşen görüntülerinin başında vapur yolculukları geliyor. Avrupa Yakası ile Anadolu Yakası arasında seyahat eden vatandaşların bir bardak çay ve simitle yolculuk yapması, kentin hafızasında yer eden manzaralardan biri.

Boğaz’ın iki yakası arasında ilerleyen vapurlarda martıların eşlik ettiği yolculuklar, simidin İstanbul kültüründeki yerini daha da özel hale getiriyor.

Simit, bu yönüyle yalnızca karın doyuran bir yiyecek değil; İstanbul’un hareketli yaşamına eşlik eden, kısa bir molayı keyifli hale getiren geleneksel bir sokak lezzeti olarak öne çıkıyor.

İSTANBUL’UN SOKAK LEZZETLERİ ARASINDA SİMİT

İstanbul’un gastronomi kültürü çok sayıda sokak lezzetini barındırıyor. Balık-ekmek, kestane, mısır, lokma, turşu ve tavuklu pilav gibi farklı yiyecekler şehrin sokak kültüründe önemli bir yere sahip. Ancak simit, günün farklı saatlerinde ve şehrin çok geniş bir bölümünde tüketilmesiyle ayrı bir konumda bulunuyor.

Özellikle sabah saatlerinde fırınlardan yükselen sıcak simit kokusu, İstanbul’un birçok semtinde günlük yaşamın bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.

Fırından yeni çıkmış sıcak simidin çıtırlığı, üzerindeki susamların aroması ve yanında içilen sıcak çay, basit görünen ancak güçlü bir kültürel anlam taşıyan bir lezzet deneyimi sunuyor.

SİMİT KUŞAKLARI BULUŞTURUYOR

İstanbul’da simidin en dikkat çekici özelliklerinden biri de farklı yaş grupları tarafından tüketilmesi. Öğrenciden çalışana, turistten emekliye kadar çok sayıda insan günün farklı saatlerinde simit tezgâhlarının yolunu tutuyor.

Bu durum simidin kuşaklar arasında ortak bir lezzet olmasını sağlıyor. Geçmişte sokak satıcılarından alınan simit, bugün modern fırınlarda ve farklı satış noktalarında da tüketiliyor. Ancak simidin İstanbul sokaklarındaki geleneksel görünümü varlığını korumaya devam ediyor.

TARİHİ YARIMADA’DAN ÇENGELKÖY’E UZANAN LEZZET

İstanbul’un iki yakasında da simide ulaşmak mümkün. Tarihi Yarımada’nın yoğun sokaklarından Anadolu Yakası’nın Boğaz kıyısındaki semtlerine kadar simit, şehrin farklı noktalarında vatandaşların karşısına çıkıyor.

İstanbul Valiliği de simidin Tarihi Yarımada’dan Çengelköy’e kadar şehrin farklı bölgelerindeki tezgâh ve fırınlarda satıldığını belirtiyor.

Bu geniş yayılım, simidin İstanbul mutfak kültüründeki yerinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.

SADECE BİR KAHVALTILIK DEĞİL

Simit çoğu zaman kahvaltıyla ilişkilendirilse de İstanbul’da günün her saatinde tüketilebiliyor. Sabah işe giderken alınan bir simit, öğleden sonra çayın yanında yapılan küçük bir atıştırmalık ya da akşamüstü Boğaz manzarasına karşı verilen kısa bir mola için tercih edilebiliyor.

Bu özelliği sayesinde simit, İstanbul’un hızlı yaşam temposuna da uyum sağlıyor. Kolay ulaşılabilmesi, pratik biçimde tüketilebilmesi ve çayla uyumu, onu kent yaşamının vazgeçilmez yiyeceklerinden biri haline getiriyor.

İSTANBUL’UN HAFIZASINDA SİMİT

Yüzyıllardır farklı dönemlere tanıklık eden İstanbul’da bazı lezzetler zaman içerisinde şehrin kimliğiyle bütünleşti. Simit de bu lezzetlerin başında geliyor.

1593 yılına uzanan tarihi kayıt, simidin İstanbul’daki geçmişinin ne kadar eski olduğunu gösteriyor. Aradan geçen yüzyıllara rağmen simidin şehirdeki varlığını sürdürmesi, geleneksel lezzetlerin günlük hayat içerisinde nasıl yaşamaya devam ettiğinin de dikkat çekici bir örneğini oluşturuyor.

Bugün İstanbul sokaklarında bir simit tezgâhının önünden geçen vatandaş için bu yiyecek son derece sıradan görünebilir. Ancak simidin ardında yüzyıllara yayılan bir şehir hikâyesi bulunuyor.

Çayla birlikte tüketilen simit, vapur yolculuklarından mahalle fırınlarına, meydanlardan Boğaz kıyılarına kadar İstanbul’un farklı yüzlerine eşlik ediyor. Şehrin değişen yaşam biçimine rağmen varlığını koruyan bu ikili, İstanbul’un geçmişiyle bugünü arasında lezzetli bir köprü kurmaya devam ediyor.

Kısacası İstanbul’da çay ve simit, yalnızca karın doyurmanın ötesinde bir anlam taşıyor. Yüzyıllar öncesine uzanan simit geleneği, bugün de şehrin sokaklarında, fırınlarında ve vapurlarında yaşamaya devam ediyor. İstanbul’un simge lezzetlerinden biri olan simit, sıcak çayla buluştuğunda ise kentin günlük yaşamını anlatan en tanıdık manzaralardan birini ortaya çıkarıyor.

Muhabir: Öznur Atayeter