Yaz mevsiminin en bunaltıcı günleri olarak bilinen eyyam-ı bahur sıcakları etkisini göstermeye başladı. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıktığı bu dönemde, Çukurova'nın köklü halk kültüründe yer alan ve özellikle Osmaniye'nin Tapan yöresinde anlatılan geleneksel bir hikâye de yeniden gündeme geldi.
Yazar Hasan Arık'ın paylaştığı anlatıya göre, çocukluk yıllarında büyüklerden dinlenen bu hikâye, Çukurova'nın sıcaklarını mizahi bir dille anlatırken bölgenin sözlü kültürünü de yaşatıyor.
Tapan'ın Gülümseten Halk Hikâyesi
Anlatıya göre ekinlerin biçilmesinin ardından sarı sıcakların başlamasıyla birlikte salyangozlar, yörede kullanılan adıyla "sülükler", serinlemek amacıyla yüksek noktalara ve frezlere doğru tırmanıyor. Kendilerini adeta yaylaya çıkmış gibi hisseden salyangozlar, yüksekten ovaya bakarak şu meşhur sözü söylüyor:
"Yan Çukurova Yan!"
Bölge insanı tarafından yıllardır anlatılan bu hikâye, eyyam-ı bahur sıcaklarının şiddetini esprili bir dille ifade eden yerel anlatılar arasında yer alıyor.
Eyyam-ı Bahur Nedir?
Eyyam-ı bahur, halk arasında yaz mevsiminin en sıcak ve bunaltıcı günlerini tanımlamak için kullanılan geleneksel bir ifade olarak biliniyor. Arapça kökenli olan bu terim, "en sıcak günler" veya "cehennem sıcakları" anlamına geliyor.
Meteorolojik olarak Kuzey Yarımküre'de genellikle temmuz sonu ile ağustos ortası arasında etkili olan bu dönemde sıcaklık ve nem oranının birlikte yükselmesi nedeniyle hissedilen sıcaklık da önemli ölçüde artıyor. Çukurova ve Akdeniz Bölgesi ise bu dönemin en yoğun hissedildiği bölgeler arasında gösteriliyor.
Osmaniye ve Çukurova'da Sıcaklık Uyarıları
Osmaniye başta olmak üzere Çukurova genelinde eyyam-ı bahur döneminde uzmanlar, özellikle öğle saatlerinde zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması, bol sıvı tüketilmesi ve güneş altında uzun süre kalınmaması konusunda uyarılarda bulunuyor.
Bölge halkı ise kavurucu sıcakları sadece meteorolojik bir olay olarak değil, kültürün ve günlük yaşamın bir parçası haline gelen halk anlatılarıyla da hafızasında yaşatmaya devam ediyor. Tapan yöresinde anlatılan "Yan Çukurova Yan" hikâyesi de bu kültürel mirasın günümüze ulaşan renkli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.




