1261 Gün Kuralı Ne Anlama Geliyordu?
Eski sistemde emeklilikte hangi statüden (SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı) aylık bağlanacağını belirleyen temel kriter, son 7 yıllık çalışma süresiydi.
Toplam 2520 günün yarısından bir gün fazlası olan 1261 gün hangi statüde geçtiyse, kişi o statüden emekli oluyordu. Yani son 3,5 yıl nerede çalışıldıysa emeklilik o kurum üzerinden gerçekleşiyordu.
Karakaş, bu uygulamanın uzun yıllar boyunca emeklilik planlamasında kritik rol oynadığını hatırlattı.
2008 Sonrası Sigortalılar İçin Sistem Değişti
Ancak Ekim 2008’den sonra ilk kez sigortalı olanlar için bu kural geçerli değil.
Karakaş’a göre bu tarihten sonra sigortalı olanlarda son 7 yıl hesabı yerine toplam çalışma süresi esas alınıyor. Yani emeklilikte belirleyici olan son dönem değil, tüm sigortalılık geçmişi oluyor.
Bu nedenle yanlış bir planlamanın hem emeklilik yaşını uzatabileceğini hem de bağlanacak maaşı düşürebileceğini vurgulayan Karakaş, “Nasıl başlarsa öyle gider mantığı yerine, toplam prim gününe göre sonuç doğar anlayışı geçerli” dedi.
2008 Öncesi Girişliler İçin Avantaj Devam Ediyor
İlk sigorta girişi Ekim 2008’den önce olanlar için ise 1261 gün kuralı hâlâ önemini koruyor.
Karakaş, doğru bir planlamayla ciddi avantaj sağlanabileceğini belirterek şu örneği verdi:
EYT kapsamında olan ve Bağ-Kur’lu bir erkek sigortalının normal şartlarda 9.000 gün prim ödemesi gerekiyor. Ancak son 3,5 yılı SSK’lı olarak çalışırsa, Bağ-Kur yerine SSK şartlarına tabi olabiliyor. Böylece 9.000 gün yerine yaklaşık 5.900 gün primle emeklilik imkânı doğabiliyor.
Yanlış Planlama Maaşı Düşürebilir
Uzmanlara göre emeklilikte statü seçimi ve prim planlaması hayati önem taşıyor.
Yanlış bir tercih, yıllarca daha fazla çalışmaya ya da daha düşük emekli maaşı almaya neden olabiliyor. Bu nedenle emeklilik başvurusu öncesinde mevzuatın dikkatle incelenmesi ve kişisel prim geçmişinin doğru analiz edilmesi gerektiği vurgulanıyor.






