12 Eylül Sabahı Türkiye Yeni Bir Döneme Uyandı
12 Eylül 1980 sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. Darbe, dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren tarafından radyo ve televizyonlardan yapılan açıklamayla kamuoyuna duyuruldu.
“Bayrak Harekâtı” kod adı verilen darbe planının uygulanması için daha önce harekete geçilmesi planlanmış, ancak siyasi gelişmeler nedeniyle tarih ertelenmişti. 12 Eylül'de ise Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ile kuvvet komutanlarından oluşan Milli Güvenlik Konseyi yönetimdeki tüm yetkileri devraldı.
Darbe sonrasında siyasi faaliyetler durduruldu, çok sayıda kişi gözaltına alındı ve yargı süreçleri askeri mahkemelerde yürütüldü. Bu dönemde verilen idam kararları da Türkiye'nin yakın tarihindeki en tartışmalı başlıklardan biri olarak hafızalara kazındı.
Mustafa Pehlivanoğlu İdam Edilen İlk Ülkücü Oldu
Mustafa Pehlivanoğlu, 12 Eylül darbesinin ardından idam edilen ilk ülkücü olarak kayıtlara geçti. Ankara'da 1978 yılında yaşanan Balgat saldırısıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında İsa Armağan ile birlikte tutuklandı.
Pehlivanoğlu ve Armağan, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde yargılandı ve 18 Ekim 1979'da idam cezasına çarptırıldı. Karar, 16 Temmuz 1980'de Askeri Yargıtay tarafından onandı.
Cezaevinden kaçtıktan sonra Kütahya'da yeniden yakalanan Pehlivanoğlu, 7 Ekim 1980'de henüz 22 yaşındayken idam edildi. Ailesinin, oğullarının idam edildiğini ziyarete geldiklerinde öğrendiği aktarılırken, geride bıraktığı mektup da darbe döneminin simge belgelerinden biri haline geldi.
Cevdet Karakaş 21 Yaşında İdam Edildi
Elazığlı Cevdet Karakaş, ailesiyle birlikte Almanya'da bulunmasına rağmen Türkiye'ye döndü. Elazığ'da meydana gelen bir olay nedeniyle tutuklanan Karakaş, 12 Eylül dönemindeki askeri mahkemelerde yargılandı.
21 yaşındaki Karakaş, verilen idam kararının ardından Elazığ Kapalı Cezaevi'nde sabaha karşı asılarak hayatını kaybetti. Genç yaşta gerçekleştirilen infazı, darbe döneminde verilen idam kararlarının toplumda bıraktığı derin izlerden biri olarak anlatıldı.
Fikri Arıkan Mamak Cezaevinde İdam Edildi
Çorum'un Alaca ilçesinden Fikri Arıkan, Ankara'nın Türközü-Bademlidere semtinde yaşıyordu. Ankara'da meydana gelen bazı olaylara karıştığı iddiasıyla tutuklanan Arıkan, Mamak Askeri Cezaevi'ne gönderildi.
12 Eylül dönemindeki yargılama sonucunda idam cezasına çarptırılan Arıkan, 27 Mart günü Mamak Cezaevi'nde idam edildi. Cenazesi Ankara Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi.
Cengiz Baktemurun İdamı Ailesinde Derin İz Bıraktı
Malatya'nın Doğanşehir ilçesine bağlı Polat köyünden Cengiz Baktemur, lise eğitimini yeni tamamlamış 20 yaşında bir gençti. Doğanşehir'de yaşanan bir olay nedeniyle tutuklanan Baktemur, 12 Eylül mahkemelerinde yargılandı ve idam cezasına mahkum edildi.
Baktemur, Elazığ Kapalı Cezaevi'nde 2 Mayıs günü idam edildi. Kaynakta yer alan bilgilere göre, idam kararının açıklanmasının ardından annesi ağır bir ruhsal çöküntü yaşadı; oğlunun infaz haberinin ardından ise felç geçirdi.
Ali Bülent Orkan Gece Bölümünde Öğrenim Görüyordu
Mudurnu doğumlu Ali Bülent Orkan, Ankara'nın Etlik-Aşağı Eğlence semtinde yaşıyor ve İncirli Lisesi'nin gece bölümünde eğitim görüyordu.
1980 öncesinde meydana gelen bazı olaylar nedeniyle yargılanan Orkan, 12 Eylül dönemindeki mahkemede idam cezasına çarptırıldı. Mamak Askeri Cezaevi'ndeki ölüm hücresinden alınan Orkan, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'ne götürüldü ve burada idam edildi.
Ahmet Kerse Gaziantep'ten Cezaevine Uzanan Bir Sürecin Ardından İdam Edildi
Gaziantep'in Oğuzeli ilçesine bağlı Yeşildere köyünde doğan Ahmet Kerse, Gaziantep Eğitim Enstitüsü'nde eğitim görüyordu. 1980 yılının Şubat ayında Kilis'te yakalanarak gözaltına alındı.
Kaynakta, Kerse'nin gözaltında işkence gördüğü ve daha sonra 12 Eylül dönemindeki mahkemede yargılandığı aktarılıyor. 8 Temmuz 1981'de idam cezasına mahkum edilen Kerse, 31 Ocak 1983'te Gaziantep Cezaevi'nin infaz bahçesinde 25 yaşındayken idam edildi.
Gaziantep bağlantısı nedeniyle Kerse'nin hikâyesi, 12 Eylül döneminin bölgeye uzanan idam dosyaları arasında da yer aldı.
Selçuk Duracık Emniyete Kendiliğinden Teslim Oldu
Yugoslavya göçmeni bir ailenin çocuğu olan Selçuk Duracık, Manisa'nın Turgutlu ilçesinde yaşıyor ve seyyar satıcılık yapıyordu. 22 yaşındaki Duracık, daha önce de çeşitli nedenlerle cezaevine girmişti.
Arandığını öğrendikten sonra kendiliğinden emniyete teslim olan Duracık, İzmir 2 Nolu Askeri Mahkemesi'nde yargılandı ve idam cezasına çarptırıldı.
Kaynakta, idamının duyurulduğu sırada İzmir Emniyet Müdürlüğü'nde yeni ifadeler alınmaya çalışıldığı belirtiliyor. Duracık, iki gün sonra Buca Kapalı Cezaevi'nde idam edildi.
Halil Esendağın İdamı Darbe Döneminin Acı Dosyalarından Biri Oldu
Manisa'nın Saruhanlı ilçesine bağlı Gözlet köyünde doğan Halil Esendağ da 12 Eylül darbesinin ardından idam edilen ülkücüler arasında yer aldı.
Gözaltına alınmasının ardından yargılanan Esendağ hakkında ölüm cezası verildi. Kaynakta, cezaevinden çıkarıldıktan sonra karakola götürüldüğü ve burada iki gün boyunca işkenceye maruz kaldığı iddia ediliyor.
Esendağ, Buca Cezaevi'nde idam edildi. Onun hikâyesi de 12 Eylül dönemindeki yargılamaların ve infazların geride bıraktığı ağır toplumsal hafızanın parçalarından biri olarak aktarılıyor.
46 Yıl Sonra 12 Eylülün Hafızası
12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen o dönemde yaşanan gözaltılar, tutuklamalar, yargılamalar, işkenceler ve idamlar Türkiye'nin yakın tarihindeki tartışmaların önemli başlıkları arasında bulunuyor.
İdam edilen gençlerin aileleri açısından ise bu tarih yalnızca siyasi tarihin bir dönüm noktası değil, aynı zamanda kaybedilen evlatların ve yarım kalan hayatların hatırası anlamına geliyor.
12 Eylül döneminde farklı siyasi görüşlerden çok sayıda kişinin mağdur edildiği süreç, Türkiye'nin demokrasi ve hukuk tarihinde ağır sonuçlar bıraktı. Darbenin yıldönümünde idam edilenlerin hikâyelerinin yeniden hatırlanması, dönemin toplumsal ve hukuki sonuçlarının gelecek kuşaklara aktarılması açısından önem taşıyor.



