Osmaniye’nin nefes kesen yaylası Zorkun, Ramazan ayında adeta bir gastronomi şenliğine dönüşüyor. Taş fırınlarda pişen Zorkun Tavası ve zırh kıyması, iftar sofralarını şölene çeviriyor.
Fırınlar Önünde Uzayan Kuyruklar
İftar saatine yaklaşırken Zorkun’un fırınları ve kasapları yoğunlukla karşılaşıyor. Yayla sakinleri ellerinde tepsilerle fırınlara gelirken, ustalar odun ateşinde ağır ağır pişen tavaları yetiştirmek için zamanla yarışıyor. Tezgâhların önünde oluşan kuyruk, lezzetin kalitesine duyulan güvenin en güzel göstergesi.
Taş Fırında Geleneksel Lezzet
Zorkun Tavası; özenle seçilmiş kuzu eti, sarımsak, arpacık soğan, taze domates ve biberle hazırlanıyor. Özel baharatlar ve kuyruk yağı ile taçlandırılan tava, taş fırınlarda yaklaşık iki saat pişiyor ve eşsiz karamelize kıvamına ulaşıyor. Zırh kıymasıyla yapılan kebaplar ve tırnak pideler de sofraların vazgeçilmezi arasında.
Yayla Kültürü Sofralarda Yaşıyor
İftar hazırlığı, Zorkun’da sadece yemek değil; sosyal dayanışmanın ve geleneklerin yaşatıldığı bir ritüel. Fırın önünde yapılan sohbetler, sıcak pidelerin kokusu ve akşam ezanıyla başlayan huzur, yayla kültürünü gözler önüne seriyor.
Yayla sakinleri, "Zorkun Tavası yemeden iftar yapmış sayılmayız" diyerek bu geleneği nesilden nesle aktarmaya devam ediyor. Osmaniye merkezden gelen ziyaretçiler, Zorkun’un gastronomi turizmine kattığı değeri bir kez daha deneyimliyor.



