Fotoğraf sanatçısı Gültekin Yılmaz’ın objektifine yansıyan kare, kentin tarihi dokusu ile modernleşme sancısını çarpıcı bir tezatla gözler önüne seriyor.
Beton Yığınlarının Gölgesinde Bir Tarih
Fotoğrafta, bir yanda kaba inşaat halinde yükselen ruhsuz betonarme yapılar, diğer yanda ise sıvaları dökülmüş, kerpiç ve ahşap dokusu gün yüzüne çıkmış tarihi bir konak yer alıyor. Yılmaz'ın "Yeni her zaman yapılır. Eski her zaman bulunmaz!" notuyla paylaştığı bu görüntü, Osmaniye’nin mimari mirasına dair önemli bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.
Haberin Detayları ve Analizi
-
Yorgun Duvarlar, Canlı Hafıza: Fotoğrafın merkezindeki eski bina, dökülen sıvalarına rağmen cumbalı yapısı ve özgün pencereleriyle eski Osmaniye evlerinin estetiğini korumaya çalışıyor.
-
Güvenlik Çemberindeki Hüzün: Binanın çevresine çekilen polis bariyerleri ve emniyet şeritleri, tarihi yapının şu anki metruk ve tehlike arz eden durumunu simgeliyor. Bu şeritler aynı zamanda kentin hafızasına çekilen bir set gibi duruyor.
-
Modern Dünyanın İstilası: Tarihi konağın hemen yan cephesinde yer alan devasa reklam afişi ve hemen bitişiğindeki modern inşaat iskeleti, "eski"nin "yeni" tarafından nasıl kuşatıldığını kanıtlıyor.
-
Görsel Tezat: Park halindeki modern beyaz araç ve kilitli parke taşlı yol, yüzyıllık mimariyle birleşince ortaya adeta bir "zaman kayması" görüntüsü çıkarıyor.
Bir Çağrı: Koruyarak Gelişmek
Vatandaşlar ve tarih meraklıları, bu tür yapıların sadece birer "yıkıntı" olarak görülmemesi gerektiğini savunuyor. Gültekin Yılmaz’ın karesi, Osmaniye'nin kimliğini oluşturan bu nadir yapıların restore edilerek gelecek nesillere aktarılmasının önemini bir kez daha hatırlatıyor.




