Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS), küresel piyasalarda risk iştahının artması ve Orta Doğu’daki jeopolitik tansiyonun azalabileceğine yönelik beklentilerin etkisiyle geriledi. Türkiye’nin CDS’i 217 baz puana inerek 18 Şubat’tan bu yana en düşük seviyesine ulaştı.
Piyasalarda son dönemde Orta Doğu’daki gelişmeler yakından takip edilirken, ABD ile İran arasındaki diplomatik temasların yeniden başlayabileceğine ilişkin beklentiler bölgedeki risk algısının azalmasına katkı sağladı.
Bölgedeki gerilimin düşebileceğine yönelik beklentiler, gelişmekte olan ülke piyasalarına yönelik risk iştahını da destekledi. Bu süreçte Türkiye’nin ülke risk priminde de belirgin bir düşüş görüldü.
Petrol fiyatlarındaki gerileme piyasaları rahatlattı
Orta Doğu’da kalıcı bir barış ihtimaline yönelik beklentilerin güçlenmesi enerji arzına ilişkin endişelerin azalmasını beraberinde getirdi. Bu gelişmeyle birlikte petrol fiyatlarında da sert düşüş yaşandı.
Ekim vadeli Brent petrolün varil fiyatı yüzde 3,9 gerileyerek 88,6 dolara düştü. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi ise yaklaşık 7 baz puan azalarak yüzde 4,63 seviyesine indi.
Petrol fiyatlarındaki düşüş, enerji maliyetleri ve enflasyon üzerindeki baskının hafifleyebileceği beklentilerini güçlendirirken, küresel piyasalarda gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahının toparlanmasına katkıda bulundu.
TCMB’nin likidite adımı dikkat çekti
Türkiye’nin CDS’indeki gerilemede küresel gelişmelerin yanı sıra yurt içinde atılan adımlar da etkili oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) likidite yönetimi kapsamında aldığı karar, piyasaların yakından takip ettiği gelişmeler arasında yer aldı.
TCMB, yaklaşık altı aylık aranın ardından bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanmasına karar verdi. Banka, söz konusu kararı Türk lirası likidite yönetimi çerçevesinde aldı.
Daha önce olağan dışı piyasa koşullarının etkilerini sınırlamak amacıyla ara verilen haftalık repo ihalelerinin yeniden başlatılması, TCMB’nin likidite yönetiminde daha olağan operasyonel çerçeveye dönüş sinyali olarak değerlendirildi.
Bu gelişmelerin ardından Türkiye’nin 2 yıllık tahvil faizi de 2 Temmuz’dan bu yana ilk kez yüzde 40 seviyesinin altına geriledi.
Uzmanlara göre küresel gelişmeler belirleyici oldu
Ekonomist Özlem Derici Şengül, Türkiye’nin CDS’indeki düşüşte birden fazla faktörün etkili olduğunu belirterek, tahvil faizlerindeki gerilemenin önemli unsurlardan biri olduğunu ifade etti.
Şengül’e göre küresel koşullar, petrol fiyatlarındaki düşüş ve Orta Doğu’daki savaş ortamının bir miktar sakinleşmesi CDS üzerinde etkili olan başlıca gelişmeler arasında bulunuyor.
Türkiye’nin rezervlerindeki güçlenmenin de ülke risk primine olumlu katkı sunduğunu belirten Şengül, TCMB’nin haftalık repo ihalelerine yeniden başlamasının da piyasalar açısından önemli bir gelişme olduğunu değerlendirdi.
Ancak CDS’teki düşüşün kalıcı olup olmadığının önümüzdeki dönemde ortaya çıkacağına dikkat çekildi.
Yeni jeopolitik gerilim risk oluşturabilir
Uzman değerlendirmelerinde, Orta Doğu’daki gelişmelerin Türkiye’nin risk primi açısından önemini koruduğu vurgulandı. ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının kapsamının genişlemesi veya bölgede çatışmaların yeniden şiddetlenmesi halinde petrol fiyatlarında yeni yükselişlerin yaşanabileceği ifade edildi.
Petrol fiyatlarının yükselmesi Türkiye açısından enerji maliyetleri, cari açık ve enflasyon üzerinde yeniden baskı oluşturabilir. Bu durumun para politikası üzerindeki etkileri de piyasalar tarafından yakından izlenecek.
Yurt içindeki enflasyon beklentileri ve TCMB’nin para politikası da CDS’in gelecekteki seyri açısından önemli başlıklar arasında bulunuyor.
217 baz puanlık seviye neden önemli?
Türkiye’nin 5 yıllık CDS’inin 217 baz puana gerilemesi, yatırımcıların Türkiye’nin borçlarını ödeme riskine ilişkin algısında olumlu bir gelişmeye işaret ediyor. CDS’in düşmesi genel olarak ülke riskinin azaldığı ve yatırımcıların daha düşük risk primi talep ettiği anlamına geliyor.
Türkiye’nin CDS’inin 18 Şubat’tan bu yana en düşük seviyesine gerilemesi, hem küresel piyasalardaki normalleşme beklentilerini hem de yurt içindeki finansal gelişmelerin piyasa tarafından olumlu karşılandığını gösteriyor.
Bununla birlikte uzmanlar, mevcut düşüşün tek başına Türkiye ekonomisinde tüm risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Önümüzdeki dönemde Orta Doğu’daki gelişmeler, petrol fiyatları, enflasyon beklentileri, rezerv birikimi ve TCMB’nin para politikası CDS’in yönü açısından belirleyici olacak.





