Adana’nın Saimbeyli ilçesine bağlı Beypınarı Yaylası, Torosların doğal güzelliklerinin yanında nesilden nesile aktarılan hüzünlü bir aile hikâyesine de ev sahipliği yapıyor. Bölgede çekilen belgeselde, 1921 yılında yaşamını yitirdiği anlatılan Hacı İkiz ve Mahmut İkiz’in hikâyesi, aile büyüklerinden dinlenen sözlü tarih üzerinden kayıt altına alındı.

Belgesel çalışmasını hazırlayan Mehmet Küçükaydın, Beypınarı Yaylası’nda bulunan mezarların başında emekli öğretmen Bekir Özkozanoğlu ile konuşarak, ailesinin yaklaşık bir asırdır aktardığı hatıraları dinledi.

Özkozanoğlu, mezar taşlarında kardeşlerden birinin 1907, diğerinin 1903 doğumlu olduğunun ve her ikisinin de 1921 yılında hayatını kaybettiğinin yazılı olduğunu belirtiyor. Belgeselde olayın, beş kişilik bir Ermeni silahlı grubunun saldırısı sonucu gerçekleştiği aile anlatısı olarak aktarılıyor. Yapıştırılan metin

“Beş kişilik bir grup bölgeye geldi”

Bekir Özkozanoğlu’nun aktardığı aile anlatısına göre, 1920’li yılların başında bölgede yaşanan Türk-Fransız çatışmaları ve sonrasındaki karışıklıklar sırasında silahlı gruplar Çukurova ve Toroslar çevresinde hareket ediyordu.

Özkozanoğlu, aile büyüklerinden öğrendiği kadarıyla beş kişilik silahlı bir grubun 1921 yılında Beypınarı çevresine geldiğini ve bunun bir “intikam” amacı taşıdığının anlatıldığını söylüyor. Yapıştırılan metin

Bu bölümde anlatılanlar, aileden kuşağa aktarılan sözlü tarih niteliğinde. Belgeselde de olayın resmi arşiv kayıtlarından çok aile hafızası üzerinden günümüze ulaştığı özellikle anlaşılıyor.

Saimbeyli Beypınarı’nda 1921’Den Kalan Acı Hatıra (2)İki genç kardeş çobanlık yapıyordu

Anlatıya göre Hacı İkiz ve Mahmut İkiz, Beypınarı Yaylası’nda hayvancılıkla uğraşan bir Yörük ailesinin çocuklarıydı.

İki kardeşin yaz aylarında dağda çobanlık yaptığı, ailenin ise bölgede kara çadırlarda yaşadığı aktarılıyor. Özkozanoğlu, olayın geçtiği çevreyi “Sarınç” olarak adlandırdıklarını ve bölgede eski su kuyularının bulunduğunu ifade ediyor. Yapıştırılan metin

Belgeselde aktarılan bilgilere göre kardeşlerden biri kaval çalıyor, diğeri ise türkü söylüyordu. Aile anlatısında, silahlı grubun gençlerle önce dostane bir ortam kurduğu, birlikte yemek yenildiği ve gece boyunca zaman geçirildiği belirtiliyor. Yapıştırılan metin

Aile anlatısına göre sabaha karşı öldürüldüler

Özkozanoğlu’nun aktardığı hikâyeye göre olay sabaha karşı yaşandı. İki kardeşin boğazlarının kesilerek öldürüldüğü, olay yerinden geçen başka bir çobanın durumu fark ettiği ve köye haber vermek üzere bölgeden uzaklaştığı anlatılıyor. Yapıştırılan metin

Aile fertlerinin daha sonra olay yerine geldikleri, kardeşlerini bu halde gören Kerim isimli bir diğer aile ferdinin büyük bir travma yaşadığı da yine aile hafızasında aktarılan ayrıntılar arasında bulunuyor. Yapıştırılan metin

Mezarları yıllar sonra aile tarafından yaptırıldı

Emekli öğretmen Bekir Özkozanoğlu, kendisinin 1948 doğumlu olduğunu ve olayın yaşandığı döneme doğrudan tanıklık etmediğini açıkça belirtiyor.

Özkozanoğlu, yaşananları ailesinin büyüklerinden dinlediğini, mezarların ise isimlerin ve hatıranın kaybolmaması için aile fertleri tarafından yıllar sonra düzenlendiğini anlatıyor.

Mezarların bulunduğu alanda Türk bayrağı dalgalanırken, aile ziyaretçilerin burada dua ederek iki kardeşi andığını ifade ediyor. Yapıştırılan metin

Saimbeyli Beypınarı’nda 1921’Den Kalan Acı Hatıra (2)İsimleri aile içinde yaşatılıyor

Hacı ve Mahmut isimlerinin daha sonraki kuşaklarda aile içerisinde tekrar kullanıldığı da belgeselde anlatılan dikkat çekici ayrıntılardan biri.

Özkozanoğlu, “İsimleri yaşatılıyor” diyerek aile içerisinde Hacı ve Mahmut isimlerinin sonraki çocuklara verildiğini belirtiyor. Böylece yaklaşık bir asır önce yaşamını yitiren iki kardeşin hatırasının yalnızca mezarlarla değil, isimlerle de kuşaktan kuşağa taşındığını anlatıyor. Yapıştırılan metin

Mezarların korunması için çalışma beklentisi

Belgeselde Beypınarı’ndaki mezarların daha düzenli hale getirilmesi ve alanın korunmasına yönelik bir çalışma yapılmasının gündemde olduğu da ifade ediliyor.

Özkozanoğlu, Saimbeyli Belediyesi tarafından bölgede bir anıt veya koruma düzenlemesi yapılacağına ilişkin kendilerine söz verildiğini aktarıyor. Bu açıklama belgeseldeki aile anlatımına dayanıyor; projenin güncel resmi durumu ayrıca belediye kayıtlarıyla doğrulanmalı. Yapıştırılan metin

“Resmî kayıtlara geçirilememiş olabilir”

Belgeselde olayın neden resmi kayıtlarda yeterince yer almamış olabileceğine ilişkin de bir değerlendirme yapılıyor.

Özkozanoğlu, o dönemde yaylada yaşayan Yörük ailelerin okuryazarlık imkanlarının sınırlı olduğunu, bu nedenle bazı olayların resmi kayıtlara geçirilemediğini düşünüyor. Kendisinin de hikâyeyi doğrudan görgü tanıklığından değil, aile büyüklerinden öğrendiğini açıkça ifade etmesi, anlatının sözlü tarih niteliğini ortaya koyuyor. Yapıştırılan metin

Saimbeyli Beypınarı’nda 1921’Den Kalan Acı Hatıra (3)Yörük kültürünün izleri de belgesele yansıdı

Çalışma yalnızca iki kardeşin hikâyesine odaklanmıyor. Beypınarı Yaylası’ndaki Yörük yaşamının izleri de görüntülere taşınıyor.

Ailenin o yıllarda ev yerine kara kıl çadırlarda yaşadığı, hayvancılıkla uğraştığı ve yaylacılık kültürünün günlük hayatın temelini oluşturduğu anlatılıyor. Özkozanoğlu, ailelerinin Yörük kökenine ilişkin farklı aile anlatılarının bulunduğunu da belirtiyor. Yapıştırılan metin

Torosların yüksek kesimlerinde çekilen drone görüntüleri ise Beypınarı Yaylası’nın dağlık yapısını, doğal güzelliklerini ve mezarların bulunduğu alanı izleyiciye gösteriyor.

Bir aile hikâyesinden bölgenin kültürel hafızasına

1920’li yılların başında Çukurova ve Toroslar, savaşın, işgalin, göçlerin ve silahlı çatışmaların etkisini yaşayan bölgeler arasındaydı. Ancak tek tek ailelerin yaşadığı olayların tamamının resmi belgelere yansımadığı, pek çok hikâyenin sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarıldığı biliniyor.

Beypınarı Yaylası’ndaki Hacı İkiz ve Mahmut İkiz anlatısı da bu açıdan değerlendirilmesi gereken bir aile ve yöre hafızası örneği olarak öne çıkıyor.

Belgeselde yer alan etnik ve tarihsel nitelikteki saldırı anlatıları, Bekir Özkozanoğlu’nun ailesinden aktarılan hatıralara dayanıyor. Bu nedenle olayın tarihsel ayrıntılarının arşiv belgeleri, dönemin resmi kayıtları ve farklı kaynaklarla karşılaştırılması, sözlü tarih çalışmasının akademik açıdan güçlendirilmesi bakımından önem taşıyor.

Mehmet Küçükaydın sözlü tarihi kayıt altına aldı

Belgeseli hazırlayan Mehmet Küçükaydın, Beypınarı Yaylası’ndaki mezarları, çevredeki doğal alanları ve Bekir Özkozanoğlu’nun anlatımını kayıt altına alarak bölgenin kültürel hafızasına ilişkin bir çalışma ortaya koydu.

Belgesel, Hacı İkiz ve Mahmut İkiz’in aile içerisinde bugün de yaşatılan hikâyesinin yanında, Beypınarı Yaylası’nın Yörük kültürünü, Torosların doğal dokusunu ve yaklaşık bir asırdır aktarılan yerel hafızayı gelecek kuşaklara taşımayı amaçlıyor.

Muhabir: Resul Özdil