Programda caminin halkın yardımlarıyla inşa edilmesi, vakfı, dükkânları, çınarlı kahvesi ve işgal yıllarında yaşanan olaylar ayrıntılarıyla anlatıldı.
Sabır Gazetesi sosyal medya hesaplarında yayınlanan “İsmet İpek ile Çağlar Boyu Çukurova” programının yeni bölümünde, Osmaniye’nin tarihî yapılarından Envarül Hamid Camii ele alındı.
İsmet İpek, program boyunca Envarül Hamid Camii’nin yalnızca bir ibadethane olmadığını, Osmaniye’nin dinî, sosyal, kültürel ve Millî Mücadele hafızasının önemli merkezlerinden biri olduğunu anlattı.
Program, 6 Şubat 2023 depremlerinin Envarül Hamid Camii üzerindeki etkisiyle başladı.
6 ŞUBAT DEPREMLERİNDE ZARAR GÖRDÜ
6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve büyük yıkıma yol açan depremlerde Envarül Hamid Camii de zarar gördü.
İsmet İpek’in programda verdiği bilgiye göre cami depremden sonra yaklaşık üç buçuk yıl kapalı kaldı. Restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından tarihî yapı yeniden açılışa hazır hale getirildi.
İpek, Envarül Hamid Camii’nin Osmaniye tarihi içerisindeki yerinin yalnızca mimari bir yapı üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirterek caminin şehir tarihi ve dinî hayatla güçlü bir bağ taşıdığını vurguladı.
“OSMANİYE’NİN TARİHİNE TANIKLIK ETMİŞ BİR CAMİ”
Programda Envarül Hamid Camii için “Osmaniye’nin hafızası” tanımlaması yapıldı.
İsmet İpek, caminin Osmaniye tarihine tanıklık ettiğini, vakfiyesi bulunan önemli yapılardan biri olduğunu ve Osmaniye’de ilk cuma namazının kılındığı cami olarak bilindiğini ifade etti.
1900’LÜ YILLARIN BAŞINDA OSMANİYE
Programda Envarül Hamid Camii’nin ortaya çıktığı dönemin Osmaniye’si de ayrıntılı şekilde anlatıldı.
1900’lü yılların başında Osmaniye’nin Cebel-i Bereket sancağına bağlı bir ilçe olduğu belirtilirken şehirde dört ana mahallenin bulunduğu aktarıldı.
Bunların;
Alibeyli Mahallesi, diğer adıyla Dağıstan Mahallesi,
Hacı Osmanlı Mahallesi,
Rızaiye Mahallesi
ve Hristiyan Mahallesi olduğu ifade edildi.
O dönemde Alibeyli Mahallesi’ndeki Sancaklı Camisi, Dağıstan Camii Şerifi ve Hacı Osmanlı Mahallesi’ndeki Hacı Osmanlı Camisi’nde ibadet yapıldığı anlatıldı.
OSMANİYE’DE MÜFTÜ VE TAYİNLİ İMAM YOKTU
İsmet İpek’in anlatımına göre 1900’lü yılların başında Osmaniye’de tayin edilmiş bir imam ve müftü bulunmuyordu.
Bu nedenle Osmaniye’de cuma namazının kılınması konusunda ihtiyaç ortaya çıkmıştı.
Envarül Hamid Camii’nin kuruluşuna uzanan süreç de bu yıllarda başladı.
HAVVA HANIM ARSASINI CAMİ İÇİN VAKFETTİ
Osmaniye’de yaşayan Kayserili bir aileden, müteveffa Kolağası Ali Ağa’nın eşi Havva Hanım, Karaçay’dan gelen arkın kenarında bulunan kendisine ait arsayı cami yapılması amacıyla vakfetti.
Havva Hanım’ın bağışladığı bu arazi üzerinde devrin Osmaniye eşrafından Hacı Hüseyin Efendi’nin öncülüğünde halkın yardımlarıyla yeni bir cami inşa edildi.
Caminin ilk adının Nur-u Osmaniye Camii olduğu belirtildi.
CAMİ 1903 YILINDA İNŞA EDİLDİ
Nur-u Osmaniye Camii’nin inşası 1903 yılında gerçekleştirildi.
İsmet İpek programda, caminin yapımının Osmaniye halkının büyük katılım gösterdiği son derece coşkulu bir süreç olduğunu anlattı.
Ahmet Kılıç’ın aktardığı hatıralara göre inşaatta kullanılacak malzemeler Osmaniye ve çevresinin farklı noktalarından getirildi.
KUMU KARAÇAY’DAN, TAŞI CUMHURİYET MAHALLESİ’NDEN
Programda verilen bilgilere göre caminin;
kumu Karaçay’dan,
taşı Cumhuriyet Mahallesi’nden,
kavakları Gebeli’den,
çamları Kaypak’tan getirildi.
Malzemelerin bir bölümünün davul zurna eşliğinde taşındığı anlatıldı.
Kötüköy’den getirilen büyük kavağın caminin çatısına boydan boya yerleştirilmesi sırasında da oldukça kalabalık ve coşkulu bir tören gerçekleştirildiği aktarıldı.
HALKIN YARDIMIYLA YAPILDI
Envarül Hamid Camii’nin Osmaniye halkının ortak emeğinin ürünü olduğu özellikle vurgulandı.
Cami, dönemin ifadesiyle “iane-i ahali”, yani halkın yardımlarıyla inşa edildi.
Yerel ustalar tarafından yığma duvar sistemiyle yapılan caminin ilk halinde üst örtü, sütunlar ve mahfiller ahşaptı.
Bu nedenle ilk Envarül Hamid Camii tamamen ahşap konstrüksiyon ağırlıklı bir yapıya sahipti.
1975’TE AHŞAP YAPI DEĞİŞTİRİLDİ
Caminin özgün ahşap yapısı yıllar içerisinde değişikliğe uğradı.
İsmet İpek’in anlatımına göre 1975 yılında, yapıda yılan ve akrep görüldüğü gerekçesiyle ahşap üst örtü ve ahşap yapı unsurları kaldırıldı.
Cami daha sonra beton malzemeyle yeniden düzenlendi.
CAMİNİN ÇEVRESİNE SEKİZ DÜKKÂN YAPILDI
Envarül Hamid Camii’nin inşa edilmesinin ardından halkın yardımları devam etti.
Havva Hanım’ın vakfettiği arazi üzerinde yine halkın katkılarıyla sekiz dükkân inşa edildi.
Bu dükkânlar Hacı Hüseyin Efendi öncülüğünde vakıf bünyesine alındı.
Dükkânlardan elde edilen gelirle Envarül Hamid Camii’nin ihtiyaçları karşılandı.
Bugün ise söz konusu dükkânlardan herhangi bir iz kalmadığı belirtildi.
ÇINARLI KAHVE OSMANİYE’NİN BULUŞMA NOKTASIYDI
Dükkânlardan birinin ön bölümü zaman içerisinde kıraathane ve kahvehane olarak kullanılmaya başlandı.
Buraya bir de çınar ağacı dikildi.
Karaçay arkının kenarında bulunan bu alan, cuma namazı için Osmaniye merkezine gelen köylülerin ve çevre yerleşimlerden gelen insanların buluşma noktalarından biri haline geldi.
Cemaat burada abdest alıyor, çınarın gölgesinde oturuyor ve sohbet ediyordu.
CAMİ, DÜKKÂNLAR VE ÇINARLI KAHVE BİR SOSYAL MERKEZE DÖNÜŞTÜ
Envarül Hamid Camii, çevresindeki dükkânlar ve Çınarlı Kahve zamanla Osmaniye’nin en önemli sosyalleşme alanlarından biri oldu.
Köy ve kasabalardan cuma namazı için gelen vatandaşlar burada bir araya geliyor, birbirleriyle görüşüyor ve şehirdeki gelişmeleri konuşuyordu.
ENVARÜL HAMİD VAKFI 1905’TE KURULDU
Hacı Hüseyin Efendi tarafından 1905 yılında oluşturulan vakfa, Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 30. yılı dolayısıyla Envarül Hamid Vakfı adı verildi.
1905 tarihli vakfiyede caminin de Envarül Hamid adıyla anıldığı belirtildi.
Böylece başlangıçta Nur-u Osmaniye Camii olarak bilinen yapı zamanla Envarül Hamid Camii adıyla Osmaniye hafızasında yerini aldı.
ENVARÜL HAMİD CAMİİ’NDE İZ BIRAKAN İSİMLER
Caminin tarihi boyunca çok sayıda din görevlisi Envarül Hamid Camii’nde görev yaptı.
İsmet İpek programda bu isimlerden bazılarını da tek tek anlattı.
İlk yıllarda Arap Hafız olarak tanınan Adanalı Arap Mehmet Efendi’nin görev yaptığı ve özellikle sabah namazlarından sonra okuduğu Kur’an-ı Kerim ile cemaatin gönlünde yer edindiği ifade edildi.
ALİ RIZA GENÇ HOCA 47 YIL GÖREV YAPTI
Envarül Hamid Camii denildiğinde hatırlanması gereken isimlerden birinin de Ali Rıza Genç Hoca olduğu belirtildi.
Ali Rıza Genç Hoca’nın camide 47 yıl imamlık ve Kur’an kursu hocalığı yaptığı anlatıldı.
İskender Hoca ve Nihat Ezici gibi isimlerin de Envarül Hamid Camii’nde görev yaptığı aktarıldı.
ARPACI HALİL’İN EZANLARI HAFIZALARDA KALDI
Programda Envarül Hamid Camii ile özdeşleşen isimlerden biri olarak Arpacı Halil de anıldı.
İsmet İpek, Arpacı Halil’in ezanlarının eski Osmaniyelilerin hafızasında hâlâ yaşadığını ifade etti.
“ÇARŞIYA GİDİYORUM” DEMEK ENVARÜL HAMİD ÇEVRESİNE GİTMEKTİ
Envarül Hamid Camii’nin Osmaniye çarşısının merkezi durumunda olduğu da programda dikkat çekilen önemli ayrıntılardan biri oldu.
İsmet İpek, eski Osmaniye’de ailelerin “Ben çarşıya gidiyorum” dediğinde kastettiği bölgenin Envarül Hamid Camii çevresi olduğunu anlattı.
Cami bu yönüyle yalnızca dinî hayatın değil, Osmaniye’nin ticari ve sosyal hayatının da merkezlerinden biriydi.
ENVARÜL HAMİD CAMİİ VE MİLLÎ MÜCADELE
Programın ikinci önemli bölümünde Envarül Hamid Camii’nin Osmaniye’nin Millî Mücadele tarihindeki yeri anlatıldı.
Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından Mondros Mütarekesi gerekçe gösterilerek Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde işgaller başladı.
Osmaniye’ye önce İngiliz, ardından Fransız askerleri geldi.
İşgal yılları Osmaniye halkı için büyük sıkıntıların yaşandığı bir dönem oldu.
MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN ÇAĞRISIYLA MİTİNGLER BAŞLADI
Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmasının ardından Millî Mücadele süreci başladı.
Havza’da yapılan görüşmelerde Anadolu’da işgallere karşı protesto gösterileri ve mitingler düzenlenmesi istendi.
Bu çağrının ardından Anadolu’nun birçok şehrinde olduğu gibi Osmaniye’de de işgale karşı bir miting gerçekleştirildi.
28 MAYIS 1919: OSMANİYE HALKI CAMİ AVLUSUNDA TOPLANDI
İsmet İpek’in Genelkurmay kayıtlarına dayandırarak aktardığı bilgilere göre Osmaniye’deki önemli mitinglerden biri 28 Mayıs 1919 tarihinde gerçekleştirildi.
Osmaniye halkı, işgali protesto etmek amacıyla Envarül Hamid Camii’nin avlusunda toplandı.
Programda, 7’den 70’e kadınların, çocukların ve erkeklerin bu mitinge katıldığı anlatıldı.
Halk, Osmaniye’nin işgal edilmesini protesto etti ve işgal kuvvetlerine tepki gösterdi.
FRANSIZ ASKERLERİ MİTİNGİ DAĞITMAK İSTEDİ
Fransız komutanlığı, Osmaniye halkının Envarül Hamid Camii avlusunda toplandığını öğrenince mitingi dağıtmak amacıyla bölgeye asker gönderdi.
Fransız askerleri cami çevresine geldiğinde halk arasında Yavru Ali olarak bilinen Hacı Ali oğlu Ali Ağa ile yanında bulunan Hoca Mehmet Efendi’nin Fransız askerlerinin üzerine ateş açtığı anlatıldı.
Açılan ateş Fransız askerleri arasında paniğe neden oldu ve mitingi dağıtmak için gelen birlik geri çekildi.
KARA HASAN DA HAREKETE GEÇTİ
Programda aktarılan bilgilere göre Akyar’daki Kara Hasan da Fransız askerlerinin mitingi dağıtmak için harekete geçtiğini duyunca yanındaki kişilerle Osmaniye’ye doğru yola çıktı.
Ancak Kara Hasan bölgeye ulaşmadan önce Fransız askerleri cami önündeki alandan geri çekilmek zorunda kaldı.
İsmet İpek, bu olayların Genelkurmay kayıtlarında yer aldığını ifade etti.
FRANSIZLAR CAMİNİN MİNARESİNİ YIKTI
Envarül Hamid Camii’nin Millî Mücadele tarihindeki en çarpıcı hadiselerinden biri de minaresinin yıkılması oldu.
Programda anlatıldığına göre mitingi dağıtmak üzere gelen Fransız askerleri geri çekilirken ellerindeki silahlarla Envarül Hamid Camii’ne ateş açtı.
Bu saldırıda caminin minaresi yıkıldı.
HOCAZADE MUHAMMED O GÜNÜ ANLATTI
Kuvâ-yı Milliye mensuplarından Hocazade Muhammed’in hatıraları da programda aktarıldı.
Hocazade Muhammed’in anlatımına göre minare bütün cesametiyle cadde üzerine devrildi.
Caminin ve içerisinde bulunan insanların zarar görmemesi üzerine tekbirler getirildiği, Fransız kuvvetlerinin daha sonra camiye yönelik ateşini sürdürdüğü aktarıldı.
OSMANİYE’DE MÜDAFAA-İ HUKUK CEMİYETİ KURULDU
Fransız işgaline karşı Adana, Cebel-i Bereket, Maraş ve Antep bölgelerinde halk direniş göstermeye devam etti.
Bu süreçte Osmaniye’de de Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti oluşturuldu ve Kuvâ-yı Milliye hareketi güç kazandı.
Halkın silahlanmaya ve örgütlenmeye başlamasının Fransız komutanlığını rahatsız ettiği ifade edildi.
FRANSIZLAR 3 TANKLA GÖVDE GÖSTERİSİ YAPMAK İSTEDİ
Programda bir yıl sonra, 28 Mayıs 1920 tarihinde Osmaniye’de yaşanan gelişmeler de anlatıldı.
Fransız kuvvetleri halka gözdağı vermek amacıyla bugünkü Mehmet Eminler Konağı civarındaki karargâhlarından üç tankla şehir merkezine doğru harekete geçti.
O gün Ramazan ayının 10. günü ve cuma günüydü.
Osmaniye halkı cuma namazını kılmak için Envarül Hamid Camii’nde toplanmıştı.
Caminin yıkılabileceğine dair söylentilerin halk arasında yayılması nedeniyle büyük bir tedirginlik yaşanıyordu.
KELCEOĞLU ALİ ŞEHİT DÜŞTÜ
Genç Kuvâ-yı Milliyeciler Fransız tanklarına karşı koymak için harekete geçti.
Çarşının ortasında ve Karaçay çevresinde yaşanan çatışmada Kelceoğlu Ali şehit düştü.
İsmet İpek, Kelceoğlu Ali’yi Osmaniye’deki Kuvâ-yı Milliye hareketinin ilk şehitlerinden biri olarak anlattı.
FRANSIZ TANKI CAMİYE DOĞRU YÖNELDİ
Fransızların gönderdiği tanklardan birinin Envarül Hamid Camii’ne doğru ilerlediği anlatıldı.
Kuvâ-yı Milliyeciler ellerindeki mavzerlerle tanklara ateş açtı ancak zırhlı araçlara kurşunların işlemediği görüldü.
Bunun üzerine Kuvâ-yı Milliyecilerden Pehlivan Mustafa, camiye doğru ilerleyen tankı durdurmak ve devirmek amacıyla harekete geçti.
ENVARÜL HAMİD CAMİİ YAKILMAK İSTENDİ
Caminin yaşadığı saldırılar bununla da sınırlı kalmadı.
30 Mayıs 1920 tarihinde imzalanan 20 günlük ateşkesin hemen ardından, programda aktarılan hatıralara göre, Envarül Hamid Camii yeniden hedef oldu.
Maraş tarafından Osmaniye’ye gelen Ermenilerin de bulunduğu kalabalık içerisinde caminin minare tarafındaki kapısı ateşe verildi.
Ahşap kapı ve kapı kemeri kısa sürede tutuştu.
ÇATININ YANMASINA ENGEL OLDULAR
Programda Ahmet Kılıç’ın Kuvâ-yı Milliyecilerden topladığı hatıralara da yer verildi.
Bu anlatıma göre Hacela Ahmet, Muhammed Hoca, Bıyıklı Hacı ve bazı Kuvâ-yı Milliye mensupları yangına müdahale ederek alevlerin caminin çatısına ulaşmasını engelledi.
Ancak caminin fetvahane bölümünün yanmasına engel olunamadı.
İSMET İPEK’TEN “GAZİ CAMİİ” ÖNERİSİ
Programın sonunda İsmet İpek, Millî Mücadele yıllarında minaresi yıkılan, top ateşine maruz kalan ve daha sonra yakılmak istenen Envarül Hamid Camii için dikkat çekici bir öneride bulundu.
İpek, Osmaniyelilere seslenerek:
“Millî Mücadele’de minaresi yıkılan ve sonra yakılan Envarül Hamid Camii’ne gelin, Osmaniyeli olarak bir isim daha takalım. Ona Gazi Camii diyelim. Hak etmez mi?”
ifadelerini kullandı.
BİR CAMİDEN DAHA FAZLASI
Envarül Hamid Camii’nin yaklaşık bir asrı aşan hikâyesi, Osmaniye’nin şehirleşme sürecinden dinî hayatına, çarşı kültüründen vakıf geleneğine ve Millî Mücadele dönemindeki direnişine kadar birçok önemli hadiseyi içerisinde barındırıyor.
Havva Hanım’ın bağışladığı bir arazi üzerinde halkın yardımlarıyla yükselen cami; çevresindeki dükkânları, Çınarlı Kahvesi, din görevlileri, cuma buluşmaları ve Millî Mücadele hatıralarıyla Osmaniye’nin ortak hafızasının en önemli mekânlarından biri olarak varlığını sürdürüyor.
6 Şubat 2023 depremlerinde zarar görmesinin ardından gerçekleştirilen restorasyonla yeniden açılmaya hazırlanan Envarül Hamid Camii, geçmişten günümüze Osmaniye’nin tarihine tanıklık etmeye devam ediyor.
“İsmet İpek ile Çağlar Boyu Çukurova” programının Envarül Hamid Camii’ni konu alan bölümü Sabır Gazetesi sosyal medya hesaplarından izlenebiliyor.




