Osmaniye’de yazın kavurucu sıcaklarından uzaklaşmak isteyenlerin yüzyıllardır başvurduğu yöntemlerden biri yaylaya çıkmak. Geçmişte hayvancılık ve üretim ağırlıklı olan yaylacılık, bugün büyük ölçüde serinleme, dinlenme, bahçe işleri ve yaz mevsimini daha yüksek kesimlerde geçirme biçimine dönüşmüş durumda. Bölge üzerine yapılan çalışmalar da geleneksel hayvancılık amaçlı yaylacılığın azalırken dinlenme amaçlı yaylacılığın önem kazandığına işaret ediyor.
Ancak Osmaniye’de “yaylaya göç şu gün başlar” denilebilecek kesin bir tarih bulunmuyor. Hava sıcaklığı, okulların kapanması, ailenin işi, yaylada ticaret yapılıp yapılmayacağı ve tarımsal faaliyetler çıkış tarihini değiştirebiliyor.
İlk Hareketlilik Mayıs Sonunda Başlıyor
Zorkun üzerine yapılan saha araştırmalarında yaylaya ilk çıkışların mayıs ayının sonlarında başladığı, haziranın ikinci yarısında okulların tatile girmesiyle hareketliliğin hızlandığı ve geçmiş dönemlerde temmuz ortalarına kadar sürdüğü belirtiliyor. Araştırmada özellikle tarım arazisi bulunan Mitisin ve Dervişpınarı gibi alanlarda bahçe işleriyle uğraşan ailelerin daha erken çıktığı kaydediliyor.
Başka bir akademik çalışmada ise ticari faaliyette bulunacak kişilerin yaklaşık 5 Haziran'dan itibaren, yalnızca hava değişimi ve yaz tatili amacıyla gelenlerin ise çoğunlukla 15 Haziran ve sonrasında yaylaya çıktığı aktarılıyor. Bu tarihlerin tarihsel saha çalışmalarına dayandığı, günümüzde her yıl hava şartları ve ailelerin çalışma-okul düzenine göre birkaç hafta değişebileceği unutulmamalı.
Bu nedenle Osmaniye için genel yayla takvimi mayıs sonu-haziran başında ilk çıkışlar, haziran ortasından itibaren yoğun göç, temmuzda ise en hareketli dönem şeklinde özetlenebilir.
Neden Bazıları Yaylaya Daha Erken Çıkıyor?
Yaylaya erken çıkanların başında, sezon boyunca burada işyeri çalıştıranlar geliyor. Bakkal, fırın, lokanta, kahvehane, manav gibi hizmetlerin sezon başlamadan hazırlanması gerektiği için ticaret yapan aileler diğer yaylacılardan daha erken hareket edebiliyor.
Bahçe ve tarımla ilgilenenler de erken çıkan gruplar arasında. Yayla evinin kış sonrası temizliği, su tesisatının kontrolü, bahçe hazırlığı ve evin yaz dönemine hazırlanması da erken çıkış gerekçeleri arasında yer alabiliyor.
Buna karşılık okul çağında çocuğu bulunan ailelerde çıkış genellikle eğitim takvimine bağlı kalıyor. Çalışan ailelerde yıllık izin tarihleri de yaylaya geçişi haziran sonuna veya temmuz ayına bırakabiliyor.
Sıcaklar Bastırırsa Göç Erkene Çekilebiliyor
Osmaniye merkezde sıcaklıkların erken yükseldiği yıllarda yaylaya çıkışın da öne çekilmesi şaşırtıcı değil. Zorkun üzerine yayımlanan akademik bir çalışmada, yaz mevsimi ortalama sıcaklığının Osmaniye’de 26,7 derece iken Zorkun’da 18,2 derece civarında olduğu belirtiliyor. Bu belirgin sıcaklık farkı, yaylaların neden özellikle yaz döneminde tercih edildiğini açıklayan başlıca etkenlerden biri.
Tersine, yüksek kesimlerde soğuk ve yağışın uzun sürmesi, yol şartları veya evlerin sezona hazırlanamaması yaylaya çıkışı geciktirebiliyor. Nitekim Osmaniye Valiliğinin geçmiş yıllardaki çalışmalarında Zorkun yolunun daha yayla mevsimi başlamadan, nisan ayında bakım ve onarımdan geçirilmesi de sezon hazırlığının bahar aylarında başladığını gösteriyor.
Zorkun: Osmaniye’nin Yayla Kültürünün Merkezi
Osmaniye denildiğinde yaylacılığın ilk akla gelen adresi kuşkusuz Zorkun Yaylası.
Amanos Dağları üzerindeki Zorkun, Osmaniye merkezine yaklaşık 26 kilometre uzaklıkta ve yaklaşık 1.650 metre rakımda bulunuyor. Çam, sedir ve köknar ağaçlarıyla çevrili olan yaylada kamp alanları ve sosyal ihtiyaçları karşılayan işletmeler bulunuyor. Kültür Portalı, Zorkun’u Çukurova ve Osmaniye’nin en büyük yaylalarından biri olarak tanımlıyor.
Yazla birlikte sakin kış görüntüsünün yerini kalabalık bir mevsimlik yerleşime bırakan Zorkun, klasik anlamda küçük bir yayladan çok yaz aylarında canlanan geçici bir kasaba görünümüne bürünüyor.
Ürün Yaylası: Şehre En Yakın Duraklardan
Zorkun yolu üzerindeki önemli yerleşimlerden Ürün Yaylası, Osmaniye merkezinden yaklaşık 12 kilometre sonra bulunuyor. Kolay ulaşılabilir konumu nedeniyle merkezle bağı güçlü yaylalardan biri olarak öne çıkıyor.
Şehre yakınlığı, sık sık merkeze gidip gelmek zorunda olan ailelerin daha uzun süre yaylada kalmasını kolaylaştıran faktörlerden biri.
Olukbaşı: Osmaniye Manzarasıyla Dikkat Çekiyor
Aynı yolun yaklaşık 16'ncı kilometresinde Olukbaşı Yaylası bulunuyor. Çam ormanlarının arasında yer alan Olukbaşı, kaynaklarda geleneksel ahşap yayla evleri ve Osmaniye kent merkezini gören manzarasıyla anlatılıyor.
Olukbaşı'nın Osmaniye'ye Zorkun'dan daha yakın olması, özellikle kent merkeziyle günlük bağlantısını sürdürmek isteyen yaylacılar açısından önemli bir avantaj oluşturuyor. Bir fizibilite çalışmasında da bu yakınlığın Olukbaşı'nın büyümesinde etkili olduğu belirtiliyor.
Ayvanın Düzü ve Fenk de Aynı Yayla Kültürünün Parçası
Osmaniye-Zorkun güzergâhında yalnızca üç büyük yayla bulunmuyor. Ayvanın Düzü, Fenk ve çevredeki diğer yayla yerleşmeleri de aynı kültürel hattın parçaları.
Akademik kaynaklarda Zorkun yolunda veya bu yola yakın alanlarda Ürün, Ayvanın Düzü, Olukbaşı ve Fenk yaylalarının bulunduğu belirtiliyor.
Fenk Yaylası da özellikle çevre köylerden gelenlerin kullandığı yaylalardan. Bölgede su ve elektrik altyapısına yönelik çalışmaların yapılmış olması, mevsimlik yayla yaşamının zamanla daha yerleşik bir yapıya dönüşmesinin örneklerinden biri.
Kadirli’nin Yaylası: Maksutoluğu
Yaylacılık yalnızca Osmaniye merkez ve Zorkun hattından ibaret değil.
Maksutoluğu Yaylası, Kadirli'nin yaklaşık 45 kilometre kuzeyinde yer alıyor. Yöresel ahşap yayla evleri; kızılçam, sedir, kiraz ve ardıç ağaçlarıyla iç içe bir görünüm oluşturuyor.
Kadirli çevresinde sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte yüksek kesimlere yönelen vatandaşların geleneksel adreslerinden biri olan Maksutoluğu, ahşap yapı kültürünün hâlâ görülebildiği yaylalardan.
Sumbas’ta Bağdaş Yaylası
Bağdaş Yaylası ise Sumbas ilçesi üzerinden ulaşılan önemli yayla yerleşimlerinden.
İki tepe arasına kurulan yaylanın çevresi çam, ardıç, köknar ve sedir ormanlarıyla kaplı. Kamp ve piknik yapılabilmesi de Bağdaş'ı yalnızca yazlık yerleşim değil, doğayla vakit geçirmek isteyenlerin tercih ettiği alanlardan biri haline getiriyor.
Hasanbeyli’de Almanpınarı
Osmaniye'nin bir başka önemli yaylası ise Hasanbeyli'deki Almanpınarı Yaylası.
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından bölgenin eski yaylalarından biri olarak tanımlanan Almanpınarı, bağlar ve bahçeler arasında kurulmuş durumda. Yaylada kır lokantası, kahve, bakkal ve fırın gibi günlük ihtiyaçlara cevap verebilecek işletmelerin bulunduğu belirtiliyor. Kamp ve piknik için de kullanılan Almanpınarı, Hasanbeyli'nin yayla kültürünün öne çıkan noktalarından.
Peki Yayladan Dönüş Ne Zaman Başlıyor?
Yaylaya çıkış kadar “güz göçü” de Osmaniye kültürünün önemli bir parçası.
Yüksek rakım nedeniyle Zorkun ve çevresinde havalar Osmaniye merkezden çok daha erken serinliyor. Araştırmalarda yazlık amaçlı gelenlerin ağustos sonundan itibaren dönmeye başladığı, ticaret yapanların ise müşterilerin ayrılmasını bekleyerek bir veya iki hafta daha geç indiği belirtiliyor.
Daha eski saha çalışmalarında yayladan dönüşün ağustosun ikinci yarısında başladığı ve bahçe tarımı yapan bazı ailelerin eylül sonuna kadar kaldığı kaydediliyor. Yörede geçmişte ağustosun sonlarına doğru gökyüzünde görülen bir yıldızla ilişkilendirilen “kuyruk doğması” da dönüş zamanının geleneksel işaretlerinden biri olarak aktarılıyor.
Günümüzde ise dönüş tarihini daha çok okulların açılması, havanın serinlemesi, iş hayatının başlaması ve yayladaki ticari hareketliliğin azalması belirliyor.
Yayla Göçü Bir Yolculuktan Fazlası
Osmaniye’de yaylaya çıkmak yalnızca daha serin bir yere taşınmak anlamına gelmiyor. Zorkun'da, Olukbaşı'nda, Ürün'de, Maksutoluğu'nda, Bağdaş'ta ya da Almanpınarı'nda başlayan yaz hayatı; komşulukların yeniden canlandığı, ailelerin bir araya geldiği ve kentin eski alışkanlıklarının yaşatıldığı ayrı bir mevsim oluşturuyor.
Bu nedenle Osmaniye’de yayla göçünün takvimini yalnızca tarih belirlemiyor. Sıcaklık yükseliyor, okullar kapanıyor, yayla evleri açılıyor ve ardından kentten dağlara doğru yıllardır tekrarlanan hareket başlıyor. Sonbaharın ilk serinliğiyle de yolculuk bu kez tersine dönüyor.




