Osmaniye’nin geçmişine ışık tutan hatıralar arasında Karaçay’ın ak köpüklü suları ve şehrin dört bir yanına uzanan toprak arklar önemli bir yer tutuyor. Bugün büyük ölçüde değişen kent yaşamı içerisinde yalnızca anılarda kalan bu su yolları, bir dönem Osmaniye’nin bereketinin, üretiminin ve sosyal hayatının merkezinde yer alıyordu.

Kentin yaşlı sakinlerinin anlattığına göre Karaçay’dan gelen sular, onlarca yıl boyunca Osmaniye’nin bahçelerini suladı. Şehrin içinden geçen doğal su kanalları, yani arklar, yalnızca tarımsal üretimin değil aynı zamanda günlük yaşamın da vazgeçilmez bir parçasıydı. İnsanlar bu sularla bahçelerini suluyor, çocuklar ark kenarlarında oyunlar oynuyor, mahalle hayatı suyun etrafında şekilleniyordu.

Osmaniye’de Karaçay’ın Ak Köpüklü Suları Özleniyor2Karaçay Bereketin Kaynağıydı

Geçmiş yıllarda Osmaniye’nin en önemli doğal zenginliklerinden biri olan Karaçay, çevresindeki verimli topraklara hayat veriyordu. Dağlardan gelen ak köpüklü sular, şehrin dört bir yanına yayılan arklar aracılığıyla meyve bahçelerine ulaştırılıyordu.

Vatandaşların anlatımlarına göre su, adeta insan bedenindeki damarlar gibi şehrin her köşesine dağılıyor, geçtiği her yere canlılık katıyordu. Toprakla buluşan su, zamanla portakal, limon, mandalina, nar, incir, üzüm ve erik olarak sofralara ulaşıyordu.

Karaçay sayesinde Osmaniye, meyve ağaçlarıyla çevrili yemyeşil bir kent görünümüne sahipti. Özellikle bahar aylarında portakal çiçeklerinin kokusu şehrin dört bir yanını sararken, yaz aylarında meyve ağaçları dallarını yere eğecek kadar ürün veriyordu.

Osmaniye’de Karaçay’ın Ak Köpüklü Suları Özleniyor3

Arklar Şehrin Can Damarıydı

Eskiden Osmaniye’de beton kanallar yerine tamamen topraktan oluşan arklar bulunuyordu. Bu kanalların kenarlarında kendiliğinden yetişen yarpuzlar, çevreye hoş kokular yayıyordu.

Yarpuzun özellikle yöresel yemeklerde kullanıldığı ve odun ateşinde pişirilen toğgaya farklı bir aroma kattığı belirtiliyor. Böylece arklar yalnızca su taşıyan kanallar değil, aynı zamanda günlük yaşamın ve mutfak kültürünün de önemli bir parçası haline geliyordu.

Mahallelerin arasından geçen arklar, yaz sıcaklarında serinlik sağlıyor ve çocukların oyun alanına dönüşüyordu.

Bozcaada Çanakkale’de ziyaretçileri büyülüyor!
Bozcaada Çanakkale’de ziyaretçileri büyülüyor!
İçeriği Görüntüle

Osmaniye’de Karaçay’ın Ak Köpüklü Suları Özleniyor4Sakalar Bahçelere Hayat Taşıyordu

O yıllarda sulama işi özel bir emek gerektiriyordu. "Saka" olarak adlandırılan kişiler, gün boyunca arkların başında çalışarak suyu bahçelere yönlendiriyordu.

Omuzlarında kürekleri ve ayaklarında kara naylon çizmeleriyle çalışan sakalar, tumak adı verilen savakları açıp kapatarak suyun doğru bahçelere ulaşmasını sağlıyordu.

Bu sistem sayesinde portakal ve mandalina bahçeleri düzenli olarak sulanıyor, ağaçlar yüksek verim sağlıyordu. Bahçe sahipleri için suyun doğru zamanda ulaşması büyük önem taşıyordu.

Meyve Bolluğunun Yaşandığı Yıllar

Karaçay’ın beslediği topraklarda yetişen ürünlerin bolluğu, bugün hâlâ özlemle anlatılıyor. Portakal bahçeleri çuval çuval ürün verirken, nar, incir ve dut ağaçları da meyveyle dolup taşıyordu.

Mahalle kültürünün güçlü olduğu o yıllarda çocuklar meyve ağaçlarından meyve koparır, çoğu zaman buna kimse itiraz etmezdi. Çünkü paylaşım ve komşuluk ilişkileri günlük hayatın ayrılmaz bir parçasıydı.

Osmaniye’nin bereketli toprakları sayesinde birçok aile kendi ihtiyacını karşılayabiliyor, fazla ürünler ise çevre illere gönderiliyordu.

Doğayla İç İçe Büyüyen Nesiller

Eski Osmaniye’de çocukların oyunları da doğayla iç içeydi. Çağla çekirdeklerinden düdük yapılır, nar ve kara mürver dallarından patlangaç hazırlanırdı.

Dardağan meyveleri ise bu oyuncakların cephanesi olarak kullanılırdı. Günümüzün teknolojik oyuncaklarının olmadığı dönemde çocuklar doğanın sunduğu imkanlarla eğleniyor ve yaratıcılıklarını geliştiriyordu.

Mahallelerde koyun ve keçi otlatmak da sıradan bir görüntüydü. Çocuklar hayvanlarla iç içe büyüyor, üretimin ve emeğin değerini küçük yaşlarda öğreniyordu.

Yün Eğrilir, Kilimler Dokunurdu

Osmaniye’nin eski yaşam kültüründe üretim hayatın merkezindeydi. Kırkılan koyunların yünleri kirmen yardımıyla eğrilerek ip haline getiriliyordu.

Bu iplerden giysiler hazırlanırken, keçi kıllarından ise dayanıklı kilimler dokunuyordu. Aileler birçok ihtiyacını kendi üretimiyle karşılıyor, geleneksel el emeği kültürü nesilden nesile aktarılıyordu.

Arkta Çimmek Unutulmaz Bir Hatıra

Karaçay ve arklarla ilgili anlatılan en güzel anılardan biri de yaz aylarında arkta çimmek, yani yıkanmak olarak gösteriliyor.

Sıcak yaz günlerinde çocuklar ve gençler ark sularına girerek serinliyor, saatlerce oyun oynuyordu. Bugün birçok Osmaniyeli için bu görüntüler çocukluk yıllarının en değerli hatıraları arasında yer alıyor.

Osmaniye’nin Yeşil Kimliği Hafızalarda Yaşıyor

Şehirleşme, değişen tarım yöntemleri ve modern sulama sistemleri nedeniyle eski arkların büyük bölümü zamanla ortadan kalktı. Ancak Karaçay’ın ak köpüklü suları ve onun oluşturduğu yaşam kültürü Osmaniye’nin hafızasında yaşamaya devam ediyor.

Yerel tarih araştırmacıları, Karaçay ve ark kültürünün Osmaniye’nin geçmişini anlamak açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor. Bir zamanlar şehrin her köşesine hayat taşıyan bu sular, yalnızca bahçeleri değil; komşuluğu, paylaşımı, üretimi ve doğayla uyumlu yaşam anlayışını da besliyordu.

Bugün geriye kalan hatıralar, Osmaniye’nin bir zamanlar neden "yeşil şehir" olarak anıldığını ve Karaçay’ın kent yaşamındaki vazgeçilmez yerini gözler önüne sermeye devam ediyor.

Muhabir: Resul Özdil