Mersin'in tarihi mirası arasında yer alan Roma Dönemi'ne ait Lamas Su Kemerleri, antik çağın su mühendisliği alanındaki dikkat çekici yapılarından biri olarak öne çıkıyor. Günümüzde Limonlu Çayı olarak bilinen Lamas Çayı'ndan beslenen yaklaşık 15 kilometrelik su iletim sistemi, Dağlık Kilikya bölgesindeki antik kentlere su ulaştırmak amacıyla inşa edildi.
Akdeniz kıyı çizgisine paralel uzanan antik su yolu, Roma mühendislerinin dağlık ve kayalık arazi koşullarına geliştirdiği çözümleri yansıtıyor. Kemerler, kayalara oyulmuş kanallar ve tünellerden oluşan sistemin kalıntıları, günümüzde Limonlu Kanyonu boyunca takip edilebiliyor.
Roma Döneminde Antik Kentlere Su Taşıdı
Lamas su iletim sisteminin MS 2. ve 3. yüzyıllar arasında Roma İmparatorluğu Dönemi'nde inşa edildiği belirtiliyor. Sistemin öncelikli amacı, dönemin önemli liman ve ticaret merkezlerinden Elaiussa Sebaste (Ayaş) antik kentinin su ihtiyacını karşılamaktı.
Lamas Çayı'ndan alınan su, yaklaşık 15 kilometrelik hat boyunca taşınarak kentin çeşmelerine, kamu hamamlarına ve sarnıçlarına ulaştırılıyordu. Böylece antik kentin günlük yaşamı ve kamusal altyapısı için gerekli su temin ediliyordu.
İlerleyen dönemlerde Elaiussa Sebaste Limanı'nın dolması ve kentin ekonomik önemini kaybetmesiyle su iletim sisteminde değişikliğe gidildiği aktarılıyor. Bizans Dönemi'nde hattın genişletilerek güneybatıdaki Korikos (Kızkalesi) antik kentine kadar uzatıldığı belirtiliyor.
Dağları Aşan 15 Kilometrelik Su Yolu
Lamas Su Kemerleri'nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, bölgenin zorlu coğrafi koşullarına uyum sağlayan mimarisi. Dağlık, engebeli ve kayalık araziden geçen su yolu, yalnızca kemerler üzerinde yükselen bir yapıdan oluşmuyor.
Sistemde kayaların oyulmasıyla oluşturulmuş açık su kanalları, alçak istinat duvarları ve sarp kayalıkların içerisinden geçirilen tüneller bulunuyor. Aktarılan bilgilere göre su iletim hattında kayalık alanlardan geçen 7 ayrı tünel ve galeri yer alıyor.
Bu farklı yapıların bir arada kullanılması, suyun engebeli arazi boyunca taşınmasına olanak sağlıyordu.
Su, Yer Çekimiyle Kilometrelerce Taşındı
Roma mühendisliğinin öne çıkan özelliklerinden biri, suyun uzun mesafeler boyunca mekanik pompalara ihtiyaç duyulmadan taşınabilmesiydi. Lamas su iletim sisteminde de bu yöntem kullanıldı.
Yaklaşık 15 kilometrelik hat boyunca eğimin binde 1 ila 2 aralığında tutulduğu belirtiliyor. Böylece suyun yer çekimi etkisiyle ilerlemesi ve antik yerleşimlere ulaşması sağlanıyordu.
Eğimin hassas biçimde korunması, su kanalının geçtiği kayalık alanlar ve farklı yükseltiler dikkate alındığında dönemin mühendislik becerisini ortaya koyuyor.
Limonlu Kanyonu'nda Roma Mirası
Günümüzde Limonlu Kanyonu boyunca antik su iletim sistemine ait kalıntılar görülebiliyor. Su kanallarının izleri, duvar işçiliği ve kemerli yapıların ayakta kalan bölümleri, Roma Dönemi'nde bölgede kurulan altyapı sistemine ilişkin önemli izler taşıyor.
Lamas Su Kemerleri, yalnızca bir su taşıma yapısı olarak değil, Dağlık Kilikya'daki antik kentlerin yerleşim düzenini, üretim faaliyetlerini ve kentsel altyapı anlayışını yansıtan tarihî bir miras olarak da önem taşıyor.
Yaklaşık iki bin yıl öncesine uzanan bu mühendislik sistemi, antik dönemde su kaynaklarının kent yaşamıyla nasıl buluşturulduğunu gösteren dikkat çekici örneklerden biri olmayı sürdürüyor.





