Sendika, iş bırakma eylemine katılan öğretmenler hakkında işlem yapılmamasını ve başka illere gönderilmelerine yönelik girişimlerden vazgeçilmesini istedi.

Eğitim-İş Merkez Yönetim Kurulu, 11 Eylül 2026 tarihinde yayımladığı açıklamayla Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan saldırının ardından Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen sürece ilişkin sert eleştirilerde bulundu.

Sendika, öğretmen Ayla Kara ile 9 öğrencinin hayatını kaybettiği olayın ardından başlatılan soruşturmanın gerçek sorumluları ortaya çıkarmaktan uzaklaştığını öne sürdü.

Açıklamada, okullarda can güvenliği talebiyle gerçekleştirilen iş bırakma eylemine katılan bazı öğretmenler hakkında soruşturma açıldığı ve bu öğretmenlerin istekleri dışında başka illere gönderilmek istendiği iddia edildi.

“Sorumluluk öğretmenlere yüklenemez”

Eğitim-İş, açıklamasında Millî Eğitim Bakanlığının okul güvenliği konusunda kendi sorumluluğunu eğitim çalışanlarının üzerine yüklemeye çalıştığını savundu.

Osmaniye’de AÖL Kayıtları Ne Zaman Başlayacak? 2026-2027 Takvimi Merak Ediliyor
Osmaniye’de AÖL Kayıtları Ne Zaman Başlayacak? 2026-2027 Takvimi Merak Ediliyor
İçeriği Görüntüle

Sendikanın açıklamasında şu görüşlere yer verildi:

“Soruşturulması gerekenler can güvenliği isteyen öğretmenler değil, okullarımızı güvenli hâle getirmeyenlerdir. Hesap vermesi gerekenler anayasal hakkını kullanan eğitim emekçileri değil, bütün uyarılara rağmen sorumluluğunu yerine getirmeyenlerdir.”

Eğitim-İş, güvenlik ihmalleri ve alınmayan önlemlerin kapsamlı biçimde araştırılması gerektiğini belirterek soruşturmanın tüm idari sorumluluk zincirini kapsaması gerektiğini ifade etti.

Öğretmenlerin başka illere gönderileceği iddiası

Açıklamanın önemli başlıklarından biri de soruşturma geçirdiği belirtilen öğretmenlerin başka illerde görevlendirilebileceği yönündeki iddialar oldu.

Eğitim-İş, saldırının ardından meslektaşlarını ve öğrencilerini kaybeden öğretmenlerin psikolojik olarak zor bir dönemden geçtiğini belirterek, bu süreçte eğitim çalışanlarına destek verilmesi gerektiğini savundu.

Sendika, öğretmenlerin istekleri dışında başka illere gönderilmesine yönelik olası bir uygulamanın cezalandırıcı nitelik taşıyacağını ileri sürdü.

“Sendikal eylem anayasal haktır”

İş bırakma eylemine katılan öğretmenler hakkında soruşturma yürütülmesine de itiraz eden Eğitim-İş, sendikal faaliyetlere katılmanın anayasal güvence altında olduğunu vurguladı.

Açıklamada, Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile yüksek yargı kararlarına atıfta bulunularak sendikal eylemlere katılan kamu çalışanlarının bu nedenle cezalandırılmaması gerektiği savunuldu.

Eğitim-İş, söz konusu öğretmenlerin kendi üyeleri olmadığını da belirterek, buna rağmen süreci takip ettiklerini bildirdi.

Diğer sendikalara da eleştiri

Merkez Yönetim Kurulu açıklamasında bazı eğitim sendikalarının sürece ilişkin tutumu da eleştirildi.

Eğitim-İş, hakkında işlem yürütüldüğü belirtilen öğretmenlerin büyük bölümünün başka sendikalara üye olduğunu ifade ederek, eğitim çalışanlarının haklarının sendika ayrımı yapılmaksızın savunulması gerektiğini kaydetti.

“Soruşturmalar sonlandırılmalı”

Eğitim-İş açıklamasının sonunda MEB’e çağrıda bulunarak şu talepleri sıraladı:

  • Can güvenliği talebiyle eyleme katılan öğretmenler hakkındaki soruşturmaların sonlandırılması,
  • Öğretmenlere disiplin cezası uygulanmaması,
  • Öğretmenlerin istekleri dışında başka illere gönderilmesine yönelik işlemlerden vazgeçilmesi.

Sendika, “Öğretmenlerimiz yalnız değildir” mesajı vererek, eğitim çalışanlarının haklarına ilişkin sürecin takipçisi olacağını duyurdu.

Eğitim-İş’in iddia ve değerlendirmelerine ilişkin Millî Eğitim Bakanlığından yapılacak olası açıklamalar da kamuoyunun konuyu tüm yönleriyle değerlendirebilmesi açısından önem taşıyor.

Muhabir: Resul Özdil