Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki nükleer gerilimde gözler yeniden Cenevre’ye çevrildi. Askeri tehditlerin daha görünür hale geldiği bir dönemde taraflar, üçüncü kez müzakere masasına oturdu.
Görüşmeler, sahadaki askeri hareketlilik ve karşılıklı sert açıklamaların gölgesinde gerçekleşiyor. Washington’un bölgedeki askeri varlığını artırdığı yönündeki açıklamalar dikkat çekerken, Tahran olası bir saldırıya “güçle karşılık” mesajını yineliyor. Bu tablo, diplomatik temasları stratejik bir eşik haline getiriyor.
Heyetlere Üst Düzey İsimler Liderlik Ediyor
Cenevre’deki temaslar, Umman’ın arabuluculuğunda yürütülüyor ve Umman Büyükelçiliği rezidansında gerçekleştiriliyor.
İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi başkanlık ederken, ABD tarafını ise ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff temsil ediyor. ABD heyetinde ayrıca Trump’ın danışmanı Jared Kushner da yer alıyor. Süreç, Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi’nin koordinasyonunda ilerliyor.
Temel Anlaşmazlık: Uranyum Zenginleştirme
Müzakerelerin merkezinde uranyum zenginleştirme faaliyetleri bulunuyor.
İran, nükleer programını atom bombası üretimini engelleyecek sınırlamalar çerçevesinde sürdürme karşılığında yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor. ABD ise Tahran’ın zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını ve yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyum stokunun ülke dışına çıkarılmasını istiyor.
Masada; yüzde 60 seviyesinde zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kilogram uranyumun durumu, yaptırımların kaldırılma takvimi ve doğrulama mekanizmaları gibi teknik başlıklar yer alıyor.
Yaptırımlar ve Adım Sıralaması
Taraflar arasındaki en derin görüş ayrılığı yaptırım rejimi konusunda. Tahran, ekonomik yaptırımların somut ve doğrulanabilir biçimde kaldırılmasını isterken; Washington sürecin kademeli ve denetime açık olmasında ısrarcı.
Anlaşmanın mimarisinde “kim, ne zaman, hangi adımı atacak?” sorusu belirleyici unsur olarak öne çıkıyor.
Füze Programı ve Güvensizlik
ABD, nükleer başlığın yanı sıra İran’ın balistik füze kapasitesinin de ele alınmasını savunuyor. İran ise askeri ve jeopolitik konuların müzakere kapsamı dışında tutulacağını vurguluyor.
Tahran yönetimi nükleer silah geliştirmeyeceğini dini liderin fetvasına dayandırırken, ABD ve müttefikleri teknik kapasite nedeniyle temkinli yaklaşımını sürdürüyor. On yıllara yayılan karşılıklı güvensizlik, diplomatik ilerlemeyi zorlaştıran temel faktörlerden biri olarak görülüyor.
Enerji Piyasaları Alarmda
Cenevre’deki temaslar küresel enerji piyasalarında da yakından izleniyor. Olası bir askeri gerilim senaryosu, petrol arz güvenliği ve fiyatlar üzerinde risk oluşturuyor. Bölge ülkeleri üretim ve sevkiyat planlarını ihtiyatlı şekilde gözden geçiriyor.
Kritik Soru: Anlaşma Çıkacak mı?
Diplomatik kaynaklar sürecin kırılgan ancak tamamen tıkanmış olmadığını belirtiyor. Ancak tarafların pozisyonları arasındaki mesafe korunuyor.
Cenevre’deki üçüncü tur, bu nedenle yalnızca bir müzakere toplantısı değil; diplomasi ile çatışma arasındaki ince çizgide verilen kritik bir sınav olarak değerlendiriliyor.





