19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında Osmanlı topraklarından Amerika kıtasına yönelen göç hareketleri, bugün Latin Amerika ve Kuzey Amerika'da yaşayan geniş bir Osmanlı kökenli nüfusun oluşmasına zemin hazırladı.

Arjantin, Brezilya, Şili ve Meksika gibi Latin Amerika ülkelerine yerleşen göçmenlerin önemli bir bölümü Suriye, Lübnan ve Filistin gibi dönemin Osmanlı topraklarından geldi. Osmanlı pasaportu taşıdıkları için gittikleri ülkelerde "Turco" veya "El Turco" olarak adlandırıldılar.

Bu göç hareketi yalnızca ekonomik nedenlerle gerçekleşmedi. Siyasi gelişmeler, toplumsal çatışmalar, ekonomik sıkıntılar ve yeni bir hayat kurma isteği de göçün önemli nedenleri arasında yer aldı.

Amerika'ya Göç Eden İlk Alevilerin Unutulan Hikâyesi3Osmanlı Pasaportları Göçmenlere El Turco Adını Getirdi

Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde Amerika kıtasına ulaşan göçmenler, gittikleri ülkelerde çoğunlukla Osmanlı vatandaşı olarak kaydedildi.

Özellikle Latin Amerika'da kullanılan "Turco" tanımlaması, göçmenlerin gerçek etnik veya dini kimliklerini her zaman yansıtmıyordu. Bu isim altında Araplar, Ermeniler, Yahudiler, Rumlar ve farklı inanç topluluklarından insanlar bulunuyordu.

Araştırmalara göre bu tanımlama, bazı göçmenler tarafından da hoş karşılanmadı. Kendilerini Türk olarak tanımlamayan birçok Osmanlı göçmeni, bu isimlendirmeye karşı rahatsızlığını dile getirdi.

Tandfonline+2

Amerika'ya Göç Eden İlk Alevilerin Unutulan Hikâyesi1

Güney Amerika'da Osmanlı Kökenli Topluluklar Oluştu

Arjantin ve Brezilya başta olmak üzere Latin Amerika ülkeleri, Osmanlı topraklarından gelen göçmenlerin önemli yerleşim merkezleri haline geldi.

Buenos Aires ve São Paulo gibi büyük şehirlerde yaşayan göçmenler, ticaret ve farklı meslek alanlarında faaliyet göstererek yeni toplumun ekonomik ve kültürel yapısına katkı sağladı.

Zaman içerisinde kendi gazetelerini, sosyal çevrelerini ve kültürel dayanışma ağlarını oluşturan bu topluluklar, geldikleri coğrafyayla bağlarını korumaya çalıştı.

Özellikle Suriye ve Lübnan kökenli göçmenlerin Latin Amerika'daki varlığı, bugün de bölgenin sosyal ve kültürel tarihinde önemli bir yer tutuyor.

Oxford Academic+2

Detroit'te Osmanlı Coğrafyasından Gelen İşçiler

Amerika Birleşik Devletleri'ne yönelen göç hareketinin önemli merkezlerinden biri de Detroit oldu.

Otomotiv sanayisinin gelişmesiyle birlikte farklı ülkelerden işçiler bu şehre yerleşti. Osmanlı coğrafyasından gelen Arap göçmenler de otomotiv fabrikalarında çalışmaya başladı.

Detroit'teki Ford Highland Park tesisinde 1916 yılında 555 Suriyelinin çalıştığına ilişkin tarihsel kayıtlar bulunuyor. Henry Ford'un 1914 yılında başlattığı günlük 5 dolarlık ücret uygulaması da dönemin sanayi işçileri açısından önemli bir çekim unsuru oldu.

Ancak bu işçilerin tamamını Alevi veya Bektaşi olarak nitelendirmek mümkün değil. Tarihsel kayıtlar, göçmenlerin farklı dini ve etnik topluluklardan oluştuğunu gösteriyor.

Alevi Göçmenlerin Kimlik Mücadelesi Araştırılmayı Bekliyor

Amerika kıtasına göç eden Osmanlı vatandaşları arasında farklı Müslüman toplulukların da bulunduğu biliniyor. Ancak bunların ne kadarının Anadolu Alevisi, Bektaşi veya Arap Alevisi olduğu konusunda kapsamlı ve doğrulanmış nüfus verileri bulunmuyor.

Bu nedenle Güney Amerika'da milyonlarca Alevi kökenli insanın yaşadığı veya belirli şehirlerde Alevilere ait ilk derneklerin hangi tarihlerde kurulduğu gibi iddiaların ayrıca arşiv belgeleriyle araştırılması gerekiyor.

Göçmenlerin sonraki kuşaklarında dilin, geleneklerin ve dini uygulamaların değişmesi ise diaspora araştırmalarının önemli konuları arasında yer alıyor.

Amerika'ya Göç Eden İlk Alevilerin Unutulan Hikâyesi2Carlos Menem de Osmanlı Göçmenlerinin Torunları Arasında

Latin Amerika'da Osmanlı coğrafyasından gelen ailelerin torunları, zaman içerisinde siyasetten ekonomiye, bilimden sanata kadar birçok alanda önemli görevler üstlendi.

Arjantin'in eski devlet başkanlarından Carlos Saúl Menem de Suriye kökenli bir göçmen ailenin çocuğuydu. Menem ailesinin geçmişi, Osmanlı döneminde başlayan Orta Doğu-Latin Amerika göçlerinin sonraki kuşaklara uzanan etkisini gösteren örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.

Cambridge Core

Okyanusun Ötesinde Yaşayan Ortak Tarih

Amerika kıtasına uzanan Osmanlı göçü, yalnızca insanların bir ülkeden başka bir ülkeye taşınmasından ibaret değildi. Bu süreç, farklı toplulukların yeni coğrafyalarda kendi yaşamlarını kurmalarını, kültürlerini yaşatmalarını ve zaman içerisinde yeni kimlikler geliştirmelerini beraberinde getirdi.

Bugün Latin Amerika'nın farklı ülkelerinde yaşayan Osmanlı kökenli ailelerin geçmişi, göç tarihinin araştırılmayı bekleyen önemli başlıklarından birini oluşturuyor.

Özellikle Alevi ve Bektaşi göçmenlerin bu büyük göç dalgasındaki yerinin ortaya çıkarılması için Osmanlı nüfus kayıtları, yolcu listeleri, göçmen mektupları, aile arşivleri ve yerel dernek belgelerinin karşılaştırmalı biçimde incelenmesi gerekiyor.

Okyanusun iki yakasında yaşayan bu toplulukların hikâyesi, Anadolu ve Orta Doğu'dan Amerika'ya uzanan ortak bir göç hafızasının önemli parçalarından biri olmaya devam ediyor.

Muhabir: Enes şimşek