Norman’a göre altındaki asıl yükseliş tetikleyicisi enflasyondan çok, piyasaların merkez bankalarının enflasyonu kontrol edebileceğine yönelik güvenini kaybetmesi olabilir.
Altın İçin 1970’ler Benzerliği Gündemde
Altın piyasasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ross Norman, günümüzdeki ekonomik görünüm ile 1970’lerin ortasındaki dönem arasında dikkat çekici benzerlikler bulunduğunu belirtti.
Norman, tarihsel fiyat hareketlerinin bugünkü altın fiyatlarına doğrudan uygulanmaması gerektiğinin altını çizerken, enerji fiyatları, yüksek enflasyon, tahvil faizlerindeki yükseliş ve para politikalarına duyulan güven açısından 1975-1976 döneminin günümüz için önemli ipuçları taşıyabileceğini ifade etti.
Petrol Şoku Sonrası Altın Sert Gerilemişti
1973 yılının sonlarında başlayan ilk petrol şoku, ham petrol fiyatlarında sert yükselişe neden olurken ABD'de enflasyonun da hızlanmasına yol açtı.
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi, 1970'lerin başında yaklaşık yüzde 6 seviyesindeyken 1974'te yüzde 8'in üzerine çıktı. Petrol fiyatlarının ambargo öncesine göre yaklaşık dört kat yükselmesinin ardından altın ilk etapta değer kazansa da daha sonra sert bir düşüş yaşadı.
Altın, 1974'ün sonlarında yaklaşık 200 dolar seviyesindeyken Ağustos 1976'da 100 dolar civarına kadar geriledi.
Bu dönemde yatırımcılar, altının uzun vadeli bir değer saklama aracı ve enflasyona karşı koruma özelliğini sorgulamaya başladı.
Altın Talebi De Sert Düştü
1975 yılında ABD'de yatırımcıların yeniden fiziki altın sahibi olmasına izin verilmesine rağmen beklenen talep gerçekleşmedi.
ABD Hazinesi tarafından düzenlenen 2 milyon ons büyüklüğündeki altın satışında yalnızca 756 bin ons altın alıcı buldu.
Norman'ın aktardığı verilere göre spekülatif ve yatırım amaçlı altın alımları da 1974'te 519 ton seviyesinden 1975'te 164 tona geriledi.
Piyasalarda bu dönemde yüksek faizlerin ve ekonomik yavaşlamanın enflasyonu kontrol altına alacağı beklentisi güç kazandı.
Asıl Risk Daha Sonra Ortaya Çıktı
Norman'a göre 1975-1976 döneminde altındaki düşüşün temel nedeni enflasyonun tamamen ortadan kalkması değil, yatırımcıların uygulanan ekonomi politikalarının sonuç vereceğine inanmasıydı.
Enflasyonun gerilemesi, nominal faizlerin yüksek kalması ve reel faizlerdeki iyileşme altın üzerinde baskı oluşturdu.
Ancak ilerleyen yıllarda enflasyon yeniden yükseldi. 1979'da yaşanan ikinci petrol şoku, piyasalardaki iyimserliği önemli ölçüde zayıflattı.
Yatırımcıların enflasyonun kontrol altına alınamadığını ve politika yapıcıların gelişmelerin gerisinde kaldığını düşünmeye başlamasıyla altın yeni bir yükseliş dönemine girdi.
1976 yılında yaklaşık 105 dolar seviyesinde dip yapan altın, Ocak 1980'de 850 dolara kadar yükseldi. Norman, bu yükselişin ardından altında sert bir düzeltme yaşandığını da hatırlattı.
Altın İçin Formül Değişebilir
Norman'a göre altın ile enflasyon arasında doğrudan ve her dönemde aynı şekilde işleyen bir ilişki bulunmuyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyon beklentilerini artırırken tahvil faizlerini de yukarı çekebiliyor. Tahvil getirilerinin yükselmesi ise faiz getirisi bulunmayan altın üzerinde ilk aşamada baskı oluşturabiliyor.
Ancak enflasyonun kalıcı hale gelmesi ve yatırımcıların para politikalarının fiyat artışlarını kontrol edebileceğine yönelik güvenini kaybetmesi durumunda tablo değişebiliyor.

Bu durumda;
Petrol fiyatları yükseliyor → enflasyon beklentileri artıyor → tahvil faizleri yükseliyor → ilk aşamada altın baskılanıyor.
Ancak enflasyon kalıcı hale geliyor, ekonomi politikalarına güven azalıyor ve reel getiriler kötüleşiyorsa altın yeniden güçlü bir yükseliş eğilimine girebiliyor.
Altın Enflasyondan Çok Politika Yapıcıların Başarısına Tepki Verebilir
Norman'ın 1970'lerden çıkardığı temel ders, altının yalnızca yüksek enflasyon dönemlerinde yükseldiği düşüncesinin yeterli olmadığı yönünde.
Uzman isme göre asıl belirleyici unsur, piyasaların politika yapıcıların enflasyonu kontrol altına alabileceğine inanıp inanmaması.
Mevcut dönemde altındaki zayıflığın enflasyon beklentilerinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmeyebileceğini belirten Norman, piyasaların hâlâ merkez bankalarının politikalarının sonuç vereceğine inanıyor olabileceğini ifade etti.
Bu güvenin bozulması halinde ise altında daha büyük bir hareket yaşanabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Gözler Tahvil Piyasasında
Norman'a göre altının önündeki bir sonraki büyük hareketin önemli sinyallerinden biri tahvil piyasasından gelebilir.
Yüksek tahvil faizleri bir yandan güçlü ekonomik aktiviteye ve para politikasının etkili olduğuna yönelik güveni gösterebilirken, diğer yandan enflasyon ve kamu maliyesine ilişkin endişelerin arttığına da işaret edebilir.
Özellikle uzun vadeli ABD tahvillerine yatırım yapanların daha yüksek getiri talep etmeye başlaması, piyasalardaki risk algısının değiştiğinin göstergesi olabilir.
Bu nedenle altın açısından kritik soru, tahvil faizlerindeki yükselişin ekonomik güce ve para politikasına duyulan güveni mi, yoksa enflasyon ve mali sürdürülebilirliğe ilişkin artan endişeleri mi yansıttığı olacak.










