İstanbul’da Büyükada açıklarında art arda meydana gelen mikrodepremler, Marmara Denizi’ndeki fay hareketliliğini yeniden gündeme taşıdı. Bölgede 40’tan fazla küçük sarsıntının kaydedilmesi üzerine deprem uzmanlarından değerlendirmeler gelirken, Karadeniz Teknik Üniversitesi eski öğretim üyesi Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Adalar Fayı’ndaki hareketliliğe ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Mikrodepremlerin ardından yapılan değerlendirmelerde, söz konusu hareketliliğin tek başına büyük bir depremin habercisi olarak değerlendirilmemesi gerektiği vurgulanırken, Adalar Fay Zonu’nun geçmişteki deprem aktivitesi nedeniyle yakından izlenmesi gerektiğine dikkat çekildi.

Adalar Fayı’nda geçmişten günümüze hareketlilik

Prof. Dr. Osman Bektaş, değerlendirmesinde Adalar Fay Zonu’na ilişkin daha önce gerçekleştirilen deniz tabanı araştırmalarına dikkat çekti. Armijo ve arkadaşları tarafından 2005 yılında, Carton ve arkadaşları tarafından ise 2007 yılında gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında bölgede yaklaşık 20-30 kilometre uzunluğunda genç bir fay kırığının belirlendiği ifade edildi.

Bu fay yapısının 1963 yılında Marmara Denizi'nde meydana gelen yaklaşık 6,3-6,4 büyüklüğündeki depremle bağlantılı olduğuna işaret eden Bektaş, günümüzde aynı bölgede mikrodeprem hareketliliğinin görülmesinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

1963 yılındaki deprem, Adalar çevresindeki fay sisteminin geçmişte önemli bir sismik hareket ürettiğini ortaya koyarken, günümüzde meydana gelen küçük depremler de bölgedeki fayların tamamen hareketsiz olmadığını gösteriyor.

Deprem-12Mikrodepremler büyük deprem anlamına gelmiyor

Prof. Dr. Bektaş, bölgede meydana gelen mikrodepremlerin doğrudan büyük bir depremin yaklaştığı şeklinde yorumlanmaması gerektiğinin altını çizdi.

Deprem kümelenmelerinin farklı jeolojik süreçlerle bağlantılı olabileceğine dikkat çeken Bektaş, mikrodepremlerin fay boyunca meydana gelen gerilim değişimleri veya derinlerde gerçekleşen yavaş hareketlerle ilişkili olabileceğini değerlendirdi.

Bu nedenle tek başına mikrodeprem sayısındaki artışın, büyük bir depremin zamanı ya da büyüklüğü konusunda kesin bir öngörü sağlamadığı belirtiliyor. Deprem uzmanları da bu tür hareketliliklerin uzun dönemli sismolojik verilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Odysseus’un izinde Akdeniz turu! İşte destandaki yerlerin bugünkü hali
Odysseus’un izinde Akdeniz turu! İşte destandaki yerlerin bugünkü hali
İçeriği Görüntüle

Adalar Fayı’nın M6+ potansiyeli gündemde

Bektaş'ın açıklamasında öne çıkan en önemli noktalardan biri ise Adalar Fayı'nın deprem potansiyeli oldu. 1963 yılında kırıldığı belirtilen ve günümüzde yeniden mikrodeprem üreten fayın 6 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyelinin göz ardı edilmemesi gerektiği ifade edildi.

Bu değerlendirme, bölgede yaşanan her küçük sarsıntının büyük bir depreme dönüşeceği anlamına gelmiyor. Ancak fayın geçmişte deprem üretmiş olması ve günümüzde de sismik hareketlilik göstermesi, Marmara Denizi'ndeki deprem riskinin bilimsel çalışmalarla yakından takip edilmesinin önemini ortaya koyuyor.

Istanbuldaki Mikrodepremler Neyin Habercisi Prof Dr Osman Bektastan Adalar Fayi Uyari 3354404Bilim insanlarının yanıt aradığı soru

Prof. Dr. Osman Bektaş, mikrodepremlerin niteliğine ilişkin önemli bir soruya da dikkat çekti. Bölgede meydana gelen küçük sarsıntıların fay hattında gerilim birikimine mi, yoksa derinlerde gerçekleşen yavaş hareketlerle enerjinin boşalmasına mı işaret ettiği henüz netlik kazanmış değil.

Uzmanlara göre bu sorunun yanıtlanabilmesi için depremlerin derinliği, dağılımı, zaman içindeki sıklığı ve fayın hareket özelliklerinin birlikte incelenmesi gerekiyor.

İstanbul ve Marmara Bölgesi'nin aktif fay sistemleri üzerinde bulunması nedeniyle bölgede meydana gelen sismik hareketlilik, hem bilim insanları hem de vatandaşlar tarafından yakından takip ediliyor. Son mikrodeprem hareketliliği de Marmara'nın deprem riskinin gündemdeki önemini bir kez daha ortaya koydu.

Deprem gerçeği gündemdeki yerini koruyor

Büyükada açıklarında meydana gelen mikrodepremler, Marmara Denizi'ndeki fayların hareketliliğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirirken, uzmanların açıklamaları vatandaşların dikkatini bir kez daha bölgedeki deprem riskine çevirdi.

Bilim insanları, mikrodepremlerin tek başına büyük bir depremin habercisi olarak görülmemesi gerektiğini belirtirken, Adalar Fayı'nın geçmişteki aktivitesi ve sahip olduğu deprem potansiyelinin bilimsel çalışmalarla izlenmesinin önemine vurgu yapıyor.

Osmaniye ve Türkiye'nin diğer bölgelerinde yaşayan vatandaşlar açısından da uzmanların ortak uyarısı değişmiyor. Depremin ne zaman gerçekleşeceğini kesin olarak öngörmek mümkün olmadığı için yapı güvenliğinin sağlanması, riskli binaların tespit edilmesi ve deprem hazırlıklarının önceden yapılması büyük önem taşıyor.

Not: Mikrodeprem kümelenmeleri tek başına yaklaşan büyük bir deprem için güvenilir bir zaman göstergesi değildir. Bu nedenle bilimsel veriler uzmanlar tarafından değerlendirilmeden kesin sonuçlara varılmaması gerekiyor.

Muhabir: Enes şimşek