Eğitim-İş Osmaniye İl Başkanı Adem Yücel, çocukların ve eğitim çalışanlarının güvenliğinin sağlanması için ilgili bakanlıklara çağrıda bulundu. Açıklamaya Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve siyasi parti temsilcileri de katılarak destek verdi.

Eğitim-İş Osmaniye Şubesi, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında meydana gelen ve 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırının ardından Osmaniye’de basın açıklaması gerçekleştirdi.

Resmî açıklamalara göre saldırıda 11 öğrenci yaralandı. Olayla ilgili adli ve idari incelemeler başlatılırken Millî Eğitim Bakanlığı üç Bakanlık müfettişinin de Manisa’ya gönderildiğini ve etkilenen öğrenci, öğretmen ve veliler için psikososyal destek çalışmalarının başlatıldığını açıkladı.

Eğitim-İş Osmaniye İl Başkanı Adem Yücel öncülüğünde Büyük Postane karşısında bulunan Atatürk Anıtı önünde gerçekleştirilen açıklamada, okul güvenliğinden çocuk koruma politikalarına, rehberlik hizmetlerinden bireysel silahlanmaya kadar birçok başlık gündeme getirildi.

Siyah Giydiler, “Güvenli Okul” Kokartı Taktılar

Eğitim-İş Osmaniye Şubesi, Genel Merkezin aldığı karar doğrultusunda üyelerine 23 Eylül Çarşamba günü siyah giyme, “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” kokartlarını takma ve okullarda ilk derste hazırlanan bildirileri okuma çağrısı yaptı.

Şube tarafından eylem öncesinde yapılan çağrıda, saat 18.00’de Büyük Postane karşısındaki Atatürk Anıtı önünde buluşulacağı belirtilerek şu mesaj verildi:

“Bu yalnızca bir basın açıklaması değil; güvenli okullar, sağlıklı eğitim ortamları ve çocuklarımızın geleceği için ortak sesimizi yükselteceğimiz bir buluşmadır.”

Tüm eğitim emekçileri, demokratik kitle örgütleri ve duyarlı vatandaşların davet edildiği açıklamada, “Gelin, hep birlikte sesimizi yükseltelim. Güvenli okul, sağlıklı eğitim için alanlarda buluşalım” denildi.

Dff395Ea F309 48Ba A55C 8C56E41Cd3C0“11 Öğrencimiz Yaralandı”

Basın açıklamasında Manisa’da yaşanan olaya geniş yer veren Eğitim-İş Osmaniye İl Başkanı Adem Yücel, öğrencilerin eğitim görmek amacıyla evlerinden çıktığını ancak okul sıralarına ulaşamadan silahlı şiddetin ortasında kaldığını söyledi.

Yücel, sendikanın değerlendirmesini şöyle aktardı:

“Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde yaşanan silahlı saldırıda 11 öğrencimiz yaralandı. Evlerinden eğitim görmek için çıkan çocuklarımız, daha okul sıralarına ulaşamadan silahlı şiddetin ortasında kaldı.”

Eğitim-İş açıklamasında söz konusu okulun güvenlik açısından “1. derece riskli okul” olarak değerlendirildiği ileri sürüldü. Sendika, bu değerlendirme doğruysa riskin gerektirdiği tedbirlerin neden alınmadığının açıklanmasını istedi.

Yücel, “Okulların çocuklarımız açısından ‘riskli alanlar’ olarak sınıflandırılmak zorunda kalması başlı başına ciddi bir sorundur. Ancak madem bu okul 1. derece riskli olarak tespit edilmişti, bu riskin gerektirdiği güvenlik tedbirlerinin neden alınmadığını sormak zorundayız” dedi.

“Yaz Tatili Tedbir Almak İçin Kullanılabilirdi”

Açıklamada, eğitim kurumlarında daha önce yaşanan şiddet olayları hatırlatılarak yaz tatili döneminin eksiklikleri tespit etmek ve önleyici çalışmalar yapmak için kullanılabileceği savunuldu.

Eğitim-İş, geçtiğimiz eğitim-öğretim yılında yaşanan saldırıların ardından yaklaşık iki aylık tatil sürecinde riskli okulların belirlenmesi ve yeni eğitim yılı başlamadan gerekli önlemlerin alınması gerektiğini ifade etti.

7 Bakanlığın Protokolü Gündeme Geldi

Açıklamanın önemli başlıklarından biri de çocukların eğitim süreçlerindeki güvenliğine ilişkin yedi bakanlığın imzaladığı iş birliği protokolü oldu.

Millî Eğitim Bakanlığının resmî açıklamasına göre Millî Eğitim, İçişleri, Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Gençlik ve Spor ile Sağlık bakanlıklarını kapsayan protokol, çocukların eğitim süreçlerindeki güvenliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Eğitim-İş ise saldırının protokolün imzalanmasının kısa süre ardından gerçekleşmesini eleştirerek, açıklamaların ve protokollerin sahada somut karşılığının bulunması gerektiğini savundu.

Sendikanın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“7 Bakanlık bir protokolün altında yan yana gelebiliyorsa, çocuklarımız vurulduğunda sorumluluğun da arkasında yan yana duracak mıdır?”

Eğitim-İş, eğitimde yaşanan şiddet olayları konusunda başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere protokolde sorumluluk üstlenen kurumların görevlerini yerine getirip getirmediğinin sorgulanması gerektiğini belirtti.

0C8E62A5 302F 415C 980C 391686B5Af5EOkuldan Kopan Çocuklar İçin Takip Sistemi Çağrısı

Basın açıklamasında saldırıyı gerçekleştiren çocuğun eğitim sürecine ilişkin iddialara da değinildi.

Eğitim-İş, örgün eğitimden uzaklaşan, devamsızlığı artan veya okuluyla bağı zayıflayan çocukların kamu kurumları tarafından etkin biçimde takip edilmesi gerektiğini savundu.

Yücel, Millî Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına seslenerek, “Çocuklar okuldan koparken neredeydiniz?” sorusunu yöneltti.

Açıklamada şu değerlendirme yapıldı:

“Bir çocuk okulun kendisine bir gelecek vadetmediğini düşünüyor, okulda kendisini değerli ve ait hissetmiyor, eğitimle daha iyi bir yaşam arasında bağ kuramıyorsa sistem o çocukla bağını kaybetmiş demektir.”

“Çocuklar Şiddeti İcat Etmez, Toplumdan Öğrenir”

Eğitim-İş, konunun yalnızca saldırıya uğrayan öğrencilerin güvenliği açısından değil, çocukların şiddetin faili hâline gelmesini önleme açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

“Çocuklar şiddeti icat etmez, toplumdan öğrenir. Mesele aynı zamanda bir çocuğun nasıl şiddetin faili hâline geldiğidir” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada; eğitim, sosyal hizmetler, sağlık sistemi, aile ve güvenlik birimleri arasındaki koordinasyonun önemine dikkat çekildi.

Sendika şu soruları gündeme taşıdı:

“Mesele, bir çocuğun eline silah geçene kadar devletin hangi mekanizmalarının devrede olduğudur. Eğitimden uzaklaşan çocuğu kimin takip ettiği, sosyal ve psikolojik açıdan risk altındaysa ona kimin ulaştığı, ailesi desteğe ihtiyaç duyuyorsa hangi kurumun o kapıyı çaldığıdır. Şiddet riski ortaya çıktığında okulun, ailenin, sosyal hizmetlerin, sağlık sisteminin ve güvenlik birimlerinin birbirinden haberdar olup olmadığıdır.”

Açıklamada en önemli sorulardan birinin de “Bir çocuğun bir ateşli silaha nasıl ulaşabildiği” olduğu vurgulandı.

Eğitim-İş bunu “çocuk güvenliği” kavramının temel başlıklarından biri olarak değerlendirdi.

Bakanlıklara: “Sorumluluğunuz Neydi?”

Protokolü imzalayan bakanlıklara seslenen Eğitim-İş Osmaniye Şubesi, “Sizin sorumluluğunuz neydi ve bu sorumluluğu neden yerine getirmediniz?” sorusunu yöneltti.

Millî Eğitim Bakanlığına yönelik bölümde ise okullardaki psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetleri gündeme getirildi.

Açıklamada, “Okullarımızda neden yeterli sayıda rehberlik öğretmeni yok? Devamsızlığı artan, okuluyla bağı zayıflayan, eğitimden uzaklaşan veya davranışlarında ciddi değişiklikler gözlenen çocuklar için neden etkili mekanizmalar işletilmiyor?” denildi.

Eğitim-İş, eğitimden uzaklaşan öğrencilerin yeniden kazanılmasının da kamunun sorumluluğunda olduğunu savundu.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına Erken Uyarı Çağrısı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına da seslenen sendika, risk altındaki çocukların olay yaşanmadan önce tespit edilmesini sağlayacak güçlü bir çocuk koruma sisteminin kurulmasını istedi.

Eğitim-İş açıklamasında, eğitimden uzaklaşan, aile içinde sorun yaşayan, sosyal çevresinden kopan, şiddete maruz kalan veya şiddete yönelme riski bulunan çocukların yakından takip edilmesi gerektiği belirtildi.

Okullar ile sosyal hizmet birimleri arasında “gerçek anlamda çalışan bir erken uyarı mekanizması” kurulması istendi.

Bireysel Silahlanmaya Dikkat Çekildi

İçişleri Bakanlığına yönelik çağrıda ise bireysel silahlanma konusu gündeme getirildi.

Eğitim-İş, Türkiye’de bireysel silahlanmanın oluşturduğu riskin dikkate alınması gerektiğini belirterek, temel sorunun yalnızca silahlanma olmadığını ifade etti.

Açıklamada, “Bir çocuğun eline silah geçmesine ve bu silahın başka çocuklara yönelmesine kadar uzanan süreçte önleyici mekanizmalar neden sonuç vermedi?” sorusuna yer verildi.

Ab54E22E 01Ec 4Fc3 Ba16 2D21D8C72A09“Protokol Ancak Sahada Karşılığı Varsa Anlamlıdır”

Eğitim-İş Osmaniye Şubesi, kurumlar arasında protokol imzalanmasının tek başına yeterli olmadığını savundu.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Protokol imzalamak sorumluluğun yerine getirildiği anlamına gelmez. Protokol ancak sahada karşılığı varsa anlamlıdır. Altına kaç Bakanın imza attığı değil, o imzaların kaç çocuğu koruyabildiği önemlidir. 7 imza attınız; şimdi 7 Bakanlık olarak kendi görev alanınızın hesabını verin.”

Sendika, saldırıda yaralanan 11 öğrencinin ve ailelerinin yaşadığı korku ve travmanın takip edilmesinin toplumun ortak sorumluluğu olduğunu belirtti.

“Çocuklarımız Ne Mağdur Ne Fail Olsun”

Eğitim-İş, çocukların şiddetin ne mağduru ne de faili olmasını istediklerini vurguladı.

Bunun ancak çocukları sorun ortaya çıktığında değil, hayatlarının her aşamasında takip eden güçlü bir kamu sistemiyle mümkün olabileceği ifade edildi.

Sendika, okul güvenliğinin yalnızca polisiye tedbirlerle ele alınmasının yeterli olmadığı görüşünü dile getirdi.

PDR, Psikolog ve Sosyal Hizmet Uzmanı Talebi

Açıklamada okullara ilişkin somut taleplere de geniş yer verildi.

Eğitim-İş; yeterli sayıda PDR uzmanının istihdam edilmesini, çocuk ve ergen psikologları, psikiyatristler ve sosyal hizmet uzmanlarının dahil olduğu güçlü bir mekanizma kurulmasını istedi.

Okul ve derslik sayısının artırılması, kalabalık sınıfların azaltılması ve ikili eğitimin sona erdirilmesi gerektiği savunuldu.

Öğrencilerin ücretsiz sanat, spor, kültür ve kulüp faaliyetlerine ulaşabilmesi, zorbalık ve sosyal dışlanmayla mücadele programlarının yaygınlaştırılması ve öğrencilerin okula aidiyet duygusunu güçlendirecek politikaların uygulanması da talepler arasında yer aldı.

235796Bf 9Cd0 4522 A9Cb 858Da832Aecc“Güvenli Okul Sadece Kapısında Güvenlik Olan Okul Değildir”

Eğitim-İş, güvenli okul kavramının yalnızca fiziki güvenlik tedbirlerine indirgenmesine karşı çıktı.

Açıklamada:

“Güvenli okul yalnızca kapısında güvenlik görevlisi bulunan okul değildir. Çocuğun kendisini ait hissettiği ve geleceğine umutla bakabildiği; öğretmenin saygınlığının ve mesleki güvencesinin korunduğu; zorbalığın ve dışlanmanın görmezden gelinmediği; yardım isteyenin sesinin duyulduğu okuldur.”

denildi.

Sendika, çözümün “çocuğu yalnızca öğrenci olarak değil, bir bütün olarak gören kamusal politikalardan” geçtiğini ifade etti.

“Sorumluluğu Birbirinizin Üzerine Bırakmayın”

Protokole imza atan bakanlıklara bir kez daha çağrı yapan Eğitim-İş, sorumlulukların kurumlar arasında birbirine bırakılmamasını ve yalnızca müfettiş görevlendirilmesiyle yetinilmemesini istedi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Çocuklarımız yaşamını kaybettikten sonra müdahale eden değil, yaralanmadan ve ölmeden önce riski gören; çocuk eğitimden uzaklaştığında dosyasını kapatan değil kapısını çalan; aile sorun yaşadığında yalnız bırakan değil destekleyen; şiddet riski ortaya çıktığında kurumların birlikte harekete geçtiği bir kamu düzeni istiyoruz.”

Yaralanan Öğrencilere Geçmiş Olsun Mesajı

Eğitim-İş Osmaniye Şubesi, Manisa’da yaralanan 11 öğrenciye acil şifa dileğinde bulunurken öğrencilerin ailelerinin, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin yanında olduklarını bildirdi.

“Eğitim-İş olarak eğitimde şiddetin normalleştirilmesine ve okullarımızın şiddetin, korkunun ve suçun adresi hâline getirilmesine karşı ülkenin dört bir yanında alanlardayız” denildi.

Sendika, çocukların güven içerisinde eğitim aldığı, eğitim çalışanlarının can güvenliği kaygısı yaşamadan görev yapabildiği okullar istediğini açıkladı.

Bu kapsamda “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” talebinin yükseltildiği, üyelerin okullarda siyah giydiği ve üç gün boyunca kokart takacağı ifade edildi.

Eğitim-İş, çocukların ve eğitim çalışanlarının güvenliği sağlanana kadar konuyu gündemde tutacaklarını ve sorumluluk sahibi kurumlara yükümlülüklerini hatırlatmaya devam edeceklerini belirtti.

Ökkeş Aksoy MÜSİAD Osmaniye’yi Ziyaret Etti
Ökkeş Aksoy MÜSİAD Osmaniye’yi Ziyaret Etti
İçeriği Görüntüle

“Hiçbir Çocuk Okul Yolunda Kurşunlarla Karşılaşmamalı”

Basın açıklamasında anne ve babaların çocuklarını okula gönderirken güvenlik endişesi yaşamaması gerektiğine dikkat çekildi.

“Hiçbir anne baba çocuğunu okula gönderirken onun silah seslerinin ortasında kalıp kalmayacağını düşünmek zorunda değildir. Hiçbir çocuk okul yolunda kurşunlarla karşılaşmamalıdır” ifadeleri kullanıldı.

Eğitim-İş, sorularına cevap verilmesini, tespit edilen eksikliklerin giderilmesini ve çocukları korumaya yönelik politikaların hayata geçirilmesini istedi.

Sendika, “Ve bunun takipçisi olacağız” mesajını verdi.

ADD ve Siyasi Parti Temsilcilerinden Destek

Osmaniye’de gerçekleştirilen basın açıklamasına Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ile siyasi parti temsilcileri de katılarak Eğitim-İş’in okul güvenliğine ilişkin taleplerine destek verdi.

Eğitim-İş Osmaniye İl Başkanı Adem Yücel, açıklamanın sonunda sendikanın sorumluluk ve istifa çağrısını dile getirerek şu ifadeleri kullandı:

“En büyük erdem sorumluluktur. Çocuklarımızı koruyamayan bu düzenin sorumlularına ‘istifa’ diyoruz!”

Eğitim-İş Osmaniye Şubesi, öğrencilerin ve eğitim çalışanlarının güvenliğine ilişkin taleplerini sürdüreceğini, okul güvenliği konusunu gündemde tutmaya devam edeceğini açıkladı.

Muhabir: Resul Özdil