Osmanlı Devleti’ne ağır siyasi, askerî ve ekonomik hükümler getiren Sevr Antlaşması’nın imzalanmasının üzerinden 106 yıl geçti.
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından hazırlanan antlaşma, 10 Ağustos 1920’de Fransa’nın başkenti Paris yakınlarındaki Sevr’de, Osmanlı hükûmeti temsilcileri ile İtilaf Devletleri arasında imzalandı.
Anadolu’nun parçalanması öngörülüyordu
Toplam 433 maddeden oluşan Sevr Antlaşması; Anadolu’nun geniş bölümünün paylaşılmasını, Osmanlı Devleti’nin askerî gücünün sınırlandırılmasını ve ekonomik bağımsızlığının büyük ölçüde ortadan kaldırılmasını öngörüyordu.
Antlaşmayla Boğazların uluslararası bir komisyon tarafından yönetilmesi, İzmir ve çevresinin Yunan yönetimine bırakılması, Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurulması ve Kürt nüfusun yaşadığı bölgeler için özerklik sürecinin başlatılması planlanıyordu.
Ankara antlaşmayı kesin biçimde reddetti
Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde başlayan Millî Mücadele’nin merkezi olan Ankara Hükûmeti, Sevr Antlaşması’nı tanımadı. Türk milleti, ülkeyi parçalamayı amaçlayan hükümleri kabul etmeyerek bağımsızlık mücadelesini sürdürdü.
Osmanlı Meclis-i Mebusanı kapalı olduğu için onay süreci tamamlanamayan Sevr, hukuken yürürlüğe giremedi. Türk ordusunun cephelerde kazandığı zaferler ise antlaşmayı fiilen geçersiz hâle getirdi.
Sevr’in yerini Lozan aldı
Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanmasının ardından 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Lozan ile Türkiye’nin bağımsızlığı ve egemenliği uluslararası alanda kabul edildi; Sevr’in Türkiye’ye dayatmak istediği paylaşım planı tarihe gömüldü.
Sevr Antlaşması, aradan geçen 106 yıla rağmen Türk milletinin bağımsızlığına yönelen tehditlere karşı verdiği mücadelenin ve Millî Mücadele’nin tarihsel öneminin simgelerinden biri olmayı sürdürüyor.



