Antalya’da her yağışın ardından yolların göle dönmesi, araçların mahsur kalma tehlikesi yaşaması ve vatandaşların mağdur olması kentteki altyapı sorunlarını yeniden gündeme taşıdı.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Antalya İl Başkanı Bilal Şahin, “Özür Dileriz Antalyam Demek Bu Kadar Zor Mu?” başlıklı açıklamasıyla yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların sorumluluğunu sorguladı.
Şahin, “Halka hizmet, yağmurdan sonra geçmiş olsun mesajı yayımlamak değildir. Halka hizmet, o yağmur yağmadan önce gerekli altyapıyı hazırlamaktır” diyerek dikkat çekti. Antalya’nın kronikleşen sorunlarını ve çözüm beklentilerini BTP Antalya İl Başkanı Bilal Şahin ile konuştuk.
Soru: Sayın Şahin, açıklamanıza oldukça çarpıcı bir başlık seçtiniz: “Özür Dileriz Antalyam Demek Bu Kadar Zor Mu?” Neden böyle bir çıkış yapma gereği duydunuz?
Bilal Şahin: Çünkü Antalya’da artık değişmeyen bir tabloyla karşı karşıyayız. Her yağmur yağdığında yollar göle dönüyor, araçlar trafikte mahsur kalma tehlikesi yaşıyor, vatandaşlarımız mağdur oluyor. Peki, değişen ne? Hiçbir şey! Her yağmurun ardından alışılmış açıklama geliyor: “Geçmiş olsun Antalyam!” Oysa vatandaşın duyması gereken söz, “Özür dileriz Antalyam” olmalı. Çünkü yıllardır çözülemeyen altyapı sorunlarının bedelini Antalyalı hemşehrilerimiz ödüyor.
Soru: Yani sizce mesele yalnızca yağmur değil, yağmur karşısında şehrin hazırlıksız olması mı?
Bilal Şahin: Kesinlikle. Yağmur doğanın bir gerçeğidir. Asıl mesele, yağmur yağdığında şehrin ne hâle geldiğidir. Bir şehirde her yağış sonrası aynı sorunlar yaşanıyorsa burada doğayı suçlamak yerine yönetim anlayışını sorgulamak gerekir. Yağmurun yağmasını engelleyemezsiniz ama yağmur suyunun birikmesini önleyecek altyapıyı hazırlamak sizin sorumluluğunuzdadır.
Soru: Antalya gibi Türkiye'nin önemli turizm ve metropol şehirlerinden birinde bu görüntülerin yaşanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bilal Şahin: Antalya gibi büyük bir şehirde hâlâ yağmur suyu birikintilerine çözüm bulunamıyorsa, yollar göle dönüyorsa, araçlar ilerlemekte zorlanıyorsa burada ciddi bir ihmal, beceriksizlik ve hizmet eksikliği vardır. Antalya yalnızca turizmiyle değil, burada yaşayan milyonlarca insanın günlük hayatıyla da değerlendirilmelidir. Vatandaşımız işe giderken, evine dönerken, çocuğunu okuldan alırken can güvenliği endişesi yaşamamalıdır.
Soru: Her yağıştan sonra benzer manzaralar ortaya çıkıyor. Sizce belediyeler ve ilgili kurumlar neden kalıcı bir çözüm üretemiyor?
Bilal Şahin: Bunun cevabını öncelikle sorumluluk makamında bulunanların vermesi gerekiyor. Gerekli önlemler neden zamanında alınmıyor? Altyapı sorunlarını çözmek için ne bekleniyor? Vatandaşlarımızın güvenliği için neden önceden tedbir alınmıyor? Her yağmurda aynı manzarayı yaşamak zorunda mıyız? Bunlar görmezden gelinecek sorular değil. Antalya'nın ihtiyacı olan şey, sorun ortaya çıktıktan sonra açıklama yapmak değil, sorun yaşanmadan önce tedbir almaktır.
Soru: Açıklamanızda yalnızca belediyecilik anlayışını değil, KGM hizmet anlayışını da eleştiriyorsunuz. Burada nasıl bir sorumluluğa işaret ediyorsunuz?
Bilal Şahin: Bizim beklentimiz, Antalya'da hizmet sorumluluğu bulunan bütün kurumların kendi görev alanlarında sorumluluk almasıdır. Bu mesele yalnızca bir kurumun ya da bir belediyenin üzerinden geçiştirilemez. Yerel yönetimler de Karayolları Genel Müdürlüğü de kendi sorumluluk alanlarında gerekli altyapı ve yol güvenliği tedbirlerini almak zorundadır. Vatandaş açısından önemli olan kurumların birbirini işaret etmesi değil, sorunun çözülmesidir.
Soru: Peki, sizce gerçek belediyecilik nasıl olmalı?
Bilal Şahin: Halka hizmet, yağmurdan sonra geçmiş olsun mesajı yayımlamak değildir. Halka hizmet, o yağmur yağmadan önce gerekli altyapıyı hazırlamak, vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Antalya'nın ihtiyacı olan şey süslü açıklamalar değil; sorumluluk alan, önlem alan, altyapı sorunlarını çözen ve insan hayatını her şeyin üzerinde tutan bir belediyecilik ve KGM hizmet anlayışıdır.

Soru: Son olarak Antalyalılara ve kenti yönetenlere vermek istediğiniz mesaj nedir?
Bilal Şahin: Vatandaşlarımız bu ihmali hak etmiyor. Antalyalı hemşehrilerimizin her yağmurda aynı mağduriyeti yaşaması normalleştirilemez. Bizim itirazımız yağmurun yağmasına değil, yağmur yağdığında şehrin yaşanamaz hâle gelmesine. Artık vatandaşımıza her yağışın ardından geçmiş olsun demekle yetinilmemeli. Sorumluluk alınmalı, eksikler giderilmeli ve kalıcı çözümler üretilmeli.
Geçmiş olsun demek değil, özür dilemek zorunda kalmamak için iş yapmak gerekiyor!