ANTALYA (AA) - AYŞE YILDIZ - Antalya'da yaşayan 27 yıllık hemşire Sibel Saraç, yoğun çalışma temposu nedeniyle ertelediği süreçte yakalandığı meme kanserinden erken tanı ve zamanında müdahaleyle kurtuldu.
Meslek hayatına İstanbul'da başlayan, Şırnak'ın Cizre ilçesi ve Kayseri'nin ardından 16 yıldır Antalya'da hemşirelik yapan 48 yaşındaki Saraç, üç yıl önce memesinde kitle olduğunu tesadüfen fark etmesi üzerine hastaneye başvurdu.
Ultrason, mamografi ve biyopsi sonuçlarının ardından meme kanserinin birinci evresinin sonu ile ikinci evresinin başlangıcında olduğu belirlenen Saraç, ameliyatla memedeki kitlenin alınmasının ardından 4 kür kemoterapi ve bir ay radyoterapi tedavisi gördü.
Tedavi sürecinde saçları, kaşları ve kirpikleri dökülen, zona olan hemşire, görev yaptığı Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'ndeki hastalarından da güç alarak tedavisini başarıyla tamamladı.
Saraç, AA muhabirine, normalde sık sık elle meme kontrolü yaptığını ancak yoğun bir döneme girdiğinde 6 ay kontrolü ihmal ettiğini söyledi.
Memesindeki kitleyi fark etmediğini dile getiren Saraç, şunları kaydetti:
'Bana kanser olmaz diye düşünüyordum çünkü enerjim, yaşama isteğim çok yüksek, heyecanlı biriyim. Asla kanser olmam diye düşünüyordum, hiç dediğim gibi olmadı. Hele ki duygusal bir insan değilim. Çok tesadüfi bir şekilde bulduk kitleyi. Sabaha kadar uyuyamadım, bu kitleyi nasıl fark edemedim diye kendimi harap ettim. Ertesi gün hastaneye başvurdum. Kendi muayenemi kendim yapabiliyordum ama o 6 ayda hayat mücadelesi, bir hengamenin içine girdim ve yapamadım. Yapamadığım dönemde de olay patlak verdi.'
- 'Kendimizi, ruhumuzu, bedenimizi dinlemeliyiz'
Kanser tanısı alınca kabullenmekte zorlandığını dile getiren Saraç, 'Neden böyle oldu' diye hayatı sorguladığını anlattı.
Saraç, 4 kür kemoterapinin ardından saçlarının döküldüğünü, bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve yıllardır kullandığı antibiyotiklere karşı alerji geliştiğini anlattı.
Direnç düşüklüğüne bağlı zona olduğunu ve hala yaraların izlerinin acıdığını vurgulayan Saraç, 'Kemoterapinin üstüne bir ay da radyoterapi gördüm, çok meşakkatliydi. Kemoterapi evresi de zorlayıcıydı ama şu anda kendimi hiç hasta gibi hissetmiyorum. İlaç tedavisi görüyorum. Kontroller çok kıymetli. Kesinlikle kontrollere gidilmeli. Kadınlar kendilerini muayene etmeli. Kendimize zaman ayırmalıyız, kendimizi, ruhumuzu, bedenimizi dinlemeliyiz. Kadınlar olarak duygusalız, her şeyi çok yönlü düşünüyoruz. Düz düşünmüyoruz.' diye konuştu.
Saraç, rutin kontrol yaptırmanın çok kolay olduğunu, sağlık ocaklarında, kanser erken tarama merkezlerinde, hastanelerde kolayca yapılabildiğini belirtti.
Bazı kadınların mamografiden korktuğunu anlatan Saraç, 'Mamografi, inanın sonraki yaşayacağınız acılardan çok daha hafif kalır. Ben erken tanı sayesinde çok hızlı sonuç aldım. Ameliyat süreci, kemoterapi ve radyoterapi hepsi iki ayda yapıldı. Birin sonu ikinin başı evre olması benim için çok büyük avantajdı. Kitlenin etrafından alınan sonuçlarım temiz.' dedi.
İhmal ettiği 6 aylık dönemde elle kontrol etse kitleyi çok rahat bulabileceğine dikkati çeken Saraç, kitlenin sert, herkesin bulabileceği farklı bir yapısının olduğunu vurguladı.





