Antalya’nın Kekova Adası açıklarında gerçekleştirilen su altı arkeolojik araştırmalarında, yaklaşık 4.400 ila 4.700 yıl öncesine tarihlenen amforalar gün yüzüne çıkarıldı. İlk Tunç Çağı’na ait olduğu belirtilen buluntular, Doğu Akdeniz’de binlerce yıl önce gerçekleştirilen deniz ticaretine ilişkin önemli bilgiler sunuyor. Geminin yükünü oluşturan seramik kaplar, dönemin üretim merkezleri, deniz ulaşımı ve kıyı toplulukları arasındaki ticari ilişkilerin anlaşılmasına katkı sağlıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle, Antalya Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Doç. Dr. Hakan Öniz’in bilimsel sorumluluğunda yürütülen çalışmalar, Anadolu’nun denizcilik geçmişine ilişkin yeni verileri ortaya koyuyor. Araştırmalarda ele geçirilen amforaların yapısı ve üretim özellikleri, yalnızca batığın yaşını belirlemek açısından değil, geminin hangi bölgelerle bağlantılı olabileceğini anlamak bakımından da önem taşıyor.

Antalya Kekovada 4700 Yıllık Batık Gün Yüzüne Çıktı24.700 Yıllık Amforalar Doğu Akdeniz Ticaretini Aydınlatıyor

Kekova açıklarında bulunan amforaların yaklaşık 4.400-4.700 yıllık olduğu değerlendiriliyor. Bu tarihlendirme, buluntuları İlk Tunç Çağı’na yerleştiriyor. Söz konusu dönem, Doğu Akdeniz’de farklı yerleşimler arasında mal alışverişinin ve deniz yoluyla kurulan bağlantıların geliştiği tarihsel süreçlerden biri olarak biliniyor.

Amforalar, geçmişte sıvıların ve çeşitli ürünlerin taşınması veya saklanması amacıyla kullanılan seramik kaplar arasında yer alıyor. Biçimleri, ham maddeleri ve üretim teknikleri, arkeologlara bu kapların nerede üretildiği ve hangi güzergâhlarda taşınmış olabileceği konusunda ipuçları verebiliyor.

Kekova’daki buluntuların önemini artıran noktalardan biri de kapların kökenine ilişkin incelemeler. Amforaların yapımında kullanılan kil üzerinde gerçekleştirilen analizlerin, kapların günümüzde Ürdün Vadisi olarak bilinen bölgede üretilmiş olabileceğine işaret ettiği belirtiliyor. Bu değerlendirme, yaklaşık beş bin yıl önce Doğu Akdeniz kıyıları arasında uzun mesafeli ticari bağlantıların kurulmuş olabileceğini düşündürüyor.

Antalya Kekovada 4700 Yıllık Batık Gün Yüzüne Çıktı4

Amforaların İzleri Ürdün Vadisi’ne Uzandı

Arkeolojik eserlerin üretildiği bölgenin belirlenmesinde kilin mineral yapısı ve kimyasal özellikleri önemli veriler sunabiliyor. Farklı bölgelerdeki toprakların bileşimi değişebildiği için seramik hamurunun incelenmesi, bir kabın hangi üretim merkezinden gelmiş olabileceğini anlamaya yardımcı oluyor.

Kekova’da bulunan amforalar üzerinde yapılan kil analizlerinin Ürdün Vadisi ihtimalini gündeme getirmesi, batığın Doğu Akdeniz’deki ticaret ağlarıyla ilişkisini araştırmak açısından dikkat çekici. Bununla birlikte üretim bölgesine ilişkin değerlendirmelerin, analiz sonuçları ve diğer arkeolojik bulgularla birlikte ele alınması gerekiyor.

Benzer amfora örneklerinin Mısır, Troya ve Girit gibi farklı bölgelerde de bulunması, dönemin kıyı toplulukları arasındaki ilişkilerin kapsamına yönelik yeni sorular ortaya çıkarıyor. Bu benzerlikler, malların farklı merkezler arasında taşınmış olabileceğini düşündürse de geminin kesin güzergâhının yalnızca bu buluntulara bakılarak belirlenmesi mümkün değil.

Antalya Kekovada 4700 Yıllık Batık Gün Yüzüne Çıktı1Gemi Levant Kıyılarından Troya veya Girit’e mi Gidiyordu?

Buluntuların üretim kökeni ve benzer kapların farklı bölgelerde görülmesi, geminin olası yolculuğuna ilişkin çeşitli ihtimalleri gündeme getiriyor. Amforaların Ürdün Vadisi çevresinde üretilmiş olabileceği değerlendirmesi doğruysa, geminin Levant kıyılarından hareket ederek Doğu Akdeniz’in farklı limanlarına yönelmiş olması ihtimaller arasında bulunuyor.

Troya ve Girit’te benzer örneklerin bulunması da bu bölgelerle bağlantılı ticaret güzergâhlarının araştırılmasını önemli hâle getiriyor. Ancak bu durum, geminin kesin olarak Troya’ya ya da Girit’e gittiğini kanıtlamıyor. Batığın rotasının ortaya çıkarılması için seramiklerin yanı sıra diğer olası yük kalıntılarının, arkeolojik tabakaların ve bölgesel ticaret ilişkilerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Yine de buluntular, İlk Tunç Çağı’nda denizlerin yalnızca kıyı topluluklarını birbirinden ayıran alanlar olmadığını, aynı zamanda malların ve üretim geleneklerinin farklı bölgelere taşınmasını sağlayan ulaşım yolları olarak kullanıldığını gösteren önemli veriler arasında yer alıyor.

Antalya Kekovada 4700 Yıllık Batık Gün Yüzüne Çıktı3Amforalardan Biri Peynir veya Tereyağı Yapımında mı Kullanılıyordu?

Kekova’daki araştırmalarda dikkat çeken buluntulardan biri de üzerinde dokuz işaret ve iki delik bulunduğu belirtilen özel bir amfora. Bu kabın biçimi ve üzerindeki özellikler, yalnızca taşıma veya saklama amacıyla kullanılmadığı ihtimalini gündeme getiriyor. Araştırmalarda kabın peynir ya da tereyağı üretiminde kullanılan bir yayık olabileceği değerlendiriliyor.

Bu ihtimal, yaklaşık 4.700 yıl önce deniz yolculukları sırasında süt ürünlerinin nasıl hazırlandığı ve tüketildiği konusunda ilgi çekici sorular doğuruyor. Eğer kabın süt ürünleri hazırlamak amacıyla kullanıldığı doğrulanırsa, dönemin gündelik yaşamı ve denizcilerin beslenme alışkanlıkları hakkında yeni bilgiler elde edilebilir.

Muhabir: Enes şimşek