Emekli Promosyonlarında Yeni Dönem Sinyali
Emeklilerin ek gelir kapısı olarak gördüğü banka promosyonlarıyla ilgili dikkat çeken bir öneri geldi.
TGRT Haber canlı yayınında konuşan İsa Karakaş, bankaların yüksek kârlılıklarına dikkat çekerek mevcut promosyon sisteminin yeniden ele alınması gerektiğini belirtti.
Karakaş, “maaş kadar promosyon” modelini savunduğunu ifade ederek devletin bu sistem için ek bir maliyet üstlenmesine gerek olmadığını söyledi.
“50 Bin Lira Maaş Alanın Promosyonu 50 Bin Liradan Az Olmamalı”
Karakaş’ın önerisine göre emeklilerin alacağı promosyonun taban tutarı, aldıkları maaşla aynı seviyede olmalı.
Karakaş, örnek olarak 50 bin lira maaş alan bir emeklinin en az 50 bin lira, 23 bin 500 lira maaş alan bir emeklinin ise en az 23 bin 500 lira promosyon alması gerektiğini ifade etti.
Bankaların bu taban tutarın üzerine çıkarak rekabet yoluyla daha yüksek teklifler sunabileceğini belirten Karakaş, kamu bankalarının da promosyon yarışına dahil olması gerektiğini söyledi.
Bankaların Promosyonları 35 Bin Liraya Ulaştı
Promosyonların uzun süredir aynı seviyelerde kaldığını belirten Karakaş, yapılan çağrıların ardından bazı özel bankaların promosyon tutarlarını artırmaya başladığını aktardı.
Karakaş, 35 bin liraya ulaşan ve daha yüksek promosyon tekliflerinin görülmeye başladığını belirterek bankalar arasındaki rekabetin emekliler açısından olumlu olduğunu söyledi.
Ancak Karakaş’a göre asıl önemli nokta, kamu bankalarının da rekabete dahil olması.
“Rekabet oluşmadığı sürece emekliler daha yüksek promosyon alamaz.”
Ocak Ayında Emekli Maaşları Ne Kadar Artacak?
Karakaş, canlı yayında Ocak ayında yapılması beklenen maaş artışlarına ilişkin de öngörülerini paylaştı.
SSK ve Bağ-Kur emeklileri için Ocak ayında yüzde 7 ile yüzde 11 arasında bir artış beklediğini belirten Karakaş, memur ve memur emeklileri için ise farklı bir tablo öngördü.
Buna göre memur ve memur emeklilerinde Ocak ayında en düşük yüzde 5, en yüksek yaklaşık yüzde 8,5 seviyesinde artış bekleniyor.
Karakaş, mevcut toplu sözleşme sisteminde yüzde 5 zam öngörüldüğünü, enflasyonun yüzde 7'nin üzerine çıkması halinde ise enflasyon farkının devreye gireceğini ifade etti.
“2027’de Refah Payı Verilmeli”
Hayat pahalılığının yalnızca enflasyon farkıyla telafi edilemeyecek seviyeye ulaştığını savunan Karakaş, 2027 Ocak ayından itibaren yasal zam oranlarına ek olarak refah payı verilmesi gerektiğini söyledi.
Karakaş, emekliler, memurlar ve asgari ücretlilerin alım gücünü artıracak yeni adımlar atılması gerektiğini belirtti.
3.600 Ek Gösterge İçin Tarih Verdi
Yaklaşık 500 bin memur ve emeklinin beklediği 3.600 ek gösterge düzenlemesine de değinen Karakaş, hazırlıkların büyük ölçüde tamamlandığını düşündüğünü söyledi.
Karakaş, düzenlemede artık meselenin zamanlama olduğunu belirterek, önümüzdeki yıl içerisinde 3.600 ek göstergenin hayata geçirilmesini beklediğini ifade etti.
Yükseköğrenim mezunu olmadığı için birinci dereceye yükselemeyen memurların da düzenlemenin kapsamının genişletilmesini beklediğini aktardı.
Emeklilikte Kademe İçin Henüz Somut Gelişme Yok
Emeklilikte kademe konusunun da gündemdeki önemli başlıklardan biri olduğunu belirten Karakaş, şu an için bu konuda somut bir gelişme bulunmadığını söyledi.
Karakaş, konunun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Meclis nezdinde takip edildiğini ifade etti.
Asker ve Polislere Hizmet Borçlanması Çağrısı
Karakaş, asker, polis ve diğer kamu görevlilerinin hizmet borçlanması konusunda yıllardır devam eden eşitsizliğe de dikkat çekti.
SSK ve Bağ-Kur sigortalılarında olduğu gibi asker ve polislerin de geçmiş hizmetlerini borçlanabilmelerinin önünün açılması gerektiğini belirten Karakaş, düzenlemenin bütçeye ilave yük getirmeden yapılabileceğini savundu.
Ev Kadınları ve Doğum Borçlanması Gündemde
Yaklaşık 10 milyon ev kadınının seçim döneminde gündeme gelen prim desteği ve yıpranma hakkına ilişkin beklentilerinin bulunduğunu ifade eden Karakaş, bu taleplerin artık karşılanması gerektiğini söyledi.
Doğum borçlanmasında da kadınların uzun süredir çeşitli sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Karakaş, askerlik borçlanmasında bulunmayan bazı şartların doğum borçlanmasında aranmasının eşitsizliğe yol açtığını dile getirdi.








