Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Marmara Denizi’ndeki fayların yapısı ve olası İstanbul depremine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Adalar Fayı’nın aktif bir fay olarak değerlendirilmesine karşı çıkan Üşümezsoy, Büyükçekmece’den Yeşilköy üzerinden Tuzla’ya uzandığı belirtilen yapının “ölü fay” olduğunu ileri sürdü.
Kendisine ait deprem modeli üzerinden değerlendirmelerde bulunan Üşümezsoy, Marmara’daki fayların tek ve kesintisiz bir ana fay düzlemi gibi ele alınmasının yanlış olduğunu savundu. Üşümezsoy’un açıklamaları, yer bilimciler arasındaki Marmara depremi tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
“Jeolojinin En Büyük Hatalarından Biri”
Üşümezsoy, Büyükçekmece’den Tuzla’ya uzanan fayın kırılmamış ve aktif bir fay olarak değerlendirilmesine itiraz etti.
Adalar Fayı için kullanılan “aktif ve kırılmamış fay” tanımının doğru olmadığını ileri süren Üşümezsoy, “Büyükçekmece’den Tuzla’ya kadar giden ölü fayı kırılmamış fay olarak yorumlamak jeolojinin en büyük hatalarından biridir” dedi.
Üşümezsoy’a göre söz konusu yapı, günümüzde büyük deprem üretmesi beklenen aktif bir yanal atımlı fay değil. Bilimsel çalışmalarında elde ettikleri sonuçların bu görüşü desteklediğini söyleyen Üşümezsoy, mevcut bazı fay modellerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Açıklamaların Üşümezsoy’un bilimsel yorumu olduğu ve Adalar Fayı konusunda yer bilimciler arasında farklı değerlendirmelerin bulunduğu unutulmamalı.
“Kuzey Marmara’da Kırılmamış Fay Yok”
Prof. Dr. Üşümezsoy, Kuzey Marmara’da büyük deprem üretmek üzere bekleyen kırılmamış bir fay bulunduğu yönündeki görüşlere de karşı çıktı.
Geçmiş yıllarda Marmara Denizi’nin kuzeyindeki farklı yapıların Kuzey Anadolu Fayı’nın devamı olarak değerlendirildiğini belirten Üşümezsoy, Çınarcık Çukuru, Orta Marmara ve Tekirdağ Çukuru çevresindeki fayların tek bir model içinde birleştirilmesini eleştirdi.
Üşümezsoy, yaklaşık 30 yıldır Marmara’da 7’nin üzerinde birden fazla deprem yaşanabileceği yönünde senaryoların dile getirildiğini, aynı görüşün çok sayıda yayında tekrarlanmasının tek başına onun doğruluğunu kanıtlamayacağını ifade etti.
23 Nisan Depremini Kendi Modeliyle Açıkladı
Üşümezsoy, 23 Nisan 2025 tarihinde Silivri açıklarında meydana gelen depremi de değerlendirdi. AFAD, söz konusu depremin saat 12.49’da Marmara Denizi’nde, Silivri’nin yaklaşık 23 kilometre açığında ve 6,2 büyüklüğünde meydana geldiğini açıklamıştı. Deprem İstanbul’un yanı sıra Tekirdağ, Yalova, Bursa ve Balıkesir’de de yoğun biçimde hissedilmişti.
Depremin Adalar Fayı’ndan yaklaşık 60 kilometre uzakta gerçekleştiğini belirten Üşümezsoy, sarsıntının 1912 depreminden sonra bölgede stres biriken ve daha önce kırılmadığını düşündüğü bir fay parçasında oluştuğunu savundu.
Üşümezsoy, 23 Nisan depreminin uzun süredir ortaya koyduğu kendi Marmara modelini desteklediğini ileri sürdü. Bu değerlendirme de Üşümezsoy’un bilimsel yorumunu yansıtıyor.
İTÜ Araştırması Farklı Bir Tablo Ortaya Koydu
Üşümezsoy’un görüşlerinden farklı olarak İstanbul Teknik Üniversitesi öncülüğünde yürütülen ve 2025 yılında yayımlanan bilimsel bir araştırmada, 23 Nisan Silivri-Kumburgaz depreminin Ana Marmara Fayı üzerinde meydana geldiği belirtildi.
Araştırmada depremin kilitli fay bölümü ile kısmen hareket eden bölüm arasındaki geçiş alanında oluştuğu, artçı sarsıntıların ilk 24 saat içinde doğuya, Kumburgaz fay parçasına doğru ilerlediği bildirildi. Bilim insanları, kesin bir deprem tarihi vermekten kaçınmakla birlikte Marmara’daki tehlikenin devam ettiğini değerlendirdi.
Bu farklılık, Marmara Denizi’nin altındaki fayların yapısı, hangi parçaların kilitli olduğu ve gelecekte nasıl davranabileceği konusunda bilimsel tartışmaların sürdüğünü gösteriyor.
Osmaniye ve Dörtyol Örneğini Verdi
Üşümezsoy’un açıklamalarında Osmaniye de yer aldı. Prof. Dr. Üşümezsoy, daha önce Dörtyol, Osmaniye ve Yumurtalık çevresindeki fayların Doğu Anadolu Fayı’nın devamı olarak ele alındığını, ancak 6 Şubat depremlerinin ardından bu modelin değiştiğini ileri sürdü.
Üşümezsoy, bu örnek üzerinden fay haritalarının yeni depremler, arazi gözlemleri ve bilimsel veriler doğrultusunda güncellenebileceğini ifade etti. Üşümezsoy’un MTA ve AFAD haritalarına ilişkin değişiklik değerlendirmesi kendisine ait bir iddia olarak aktarıldı.
Osmaniye, Dörtyol ve Yumurtalık hattını Adalar Fayı tartışmasına örnek gösteren Üşümezsoy, benzer bir değişikliğin ileride Marmara’daki fay haritalarında da yaşanabileceğini savundu.
“Adalar Fayı Haritası Değişecek”
Fay haritalarının değişmez metinler olmadığını ifade eden Üşümezsoy, yeni araştırmalar ve depremlerden elde edilen veriler doğrultusunda mevcut modellerin yeniden ele alınabileceğini söyledi.
Üşümezsoy, “Bir gün bu Adalar Fayı’ndaki harita da değişecektir” diyerek Büyükçekmece, Yeşilköy ve Tuzla arasında gösterilen fayın gelecekte farklı biçimde sınıflandırılacağını ileri sürdü.
Fay haritaları, arazi çalışmaları, deniz tabanı araştırmaları, sismik kayıtlar ve paleosismoloji verileri doğrultusunda bilimsel kurumlar tarafından güncellenebiliyor. Ancak bir haritanın değişip değişmediğine ilişkin kesin bilgi için MTA ve AFAD gibi yetkili kurumların resmî açıklamalarının esas alınması gerekiyor.
6,2 Büyüklüğündeki Deprem Senaryosuna İtiraz
Üşümezsoy, Büyükçekmece ile Yeşilköy arasındaki fayın 6,2 büyüklüğünde deprem üretebileceği yönündeki değerlendirmeleri de kabul etmedi.
Namık Aysal ile yürüttükleri çalışmalara değinen Üşümezsoy, söz konusu yapının Avcılar açıklarında Orta Marmara sırtını kesen aktif bir yanal atımlı fay olmadığını savundu. Bu yapının Adalar Fayı’nın devamında bulunan eski ve aktifliğini kaybetmiş bir fay olduğunu ileri sürdü.
Açıklama “Deprem Riski Yok” Anlamına Gelmiyor
Üşümezsoy’un Adalar Fayı’na ilişkin görüşleri, Marmara’daki bütün deprem tehlikesinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Marmara Denizi’nde farklı fay parçaları bulunuyor ve bu yapıların davranışına ilişkin bilimsel çalışmalar devam ediyor.
Depremlerin kesin gününü ve saatini önceden belirlemek bugün için mümkün değil. Bu nedenle tek bir uzman görüşünden hareketle hazırlık çalışmalarının bırakılması veya yapı güvenliği risklerinin göz ardı edilmesi doğru olmaz.
Vatandaşların bina güvenliği, toplanma alanları, aile afet planı ve acil durum çantası gibi konularda AFAD ile yetkili kurumların açıklamalarını takip etmesi önem taşıyor.






