Bulvar’dan Meram’a, Çamlık’tan Arı ve Şehir Sineması’na kadar birçok salon kentin sosyal hayatına yön veriyordu. Bugün ise çoğunun yerinde apartmanlar, iş yerleri ve yeni yapılar var.

Osmaniye’nin eski fotoğraflarına bakıldığında sadece değişen caddeler, meydanlar ve binalar görülmüyor. Fotoğrafların arasında bugün büyük ölçüde kaybolmuş bir kültürel hayatın izleri de bulunuyor: sinemalar.

1950’lerden 1970’lere uzanan dönemde Osmaniye’de sinema, yalnızca film izlenen bir yer değildi. Ailelerin buluştuğu, çocukların heyecanla afişleri takip ettiği, gençlerin akşam planlarını yaptığı ve mahallelinin aynı hikâyeye birlikte güldüğü ya da ağladığı sosyal merkezlerdi.

Osmaniye şehir coğrafyasını inceleyen akademik bir çalışmada Emine Keskiner Sinema Salonu, Arı Sineması, Meram Sineması ve Gençlik Parkı’ndaki yazlık açık hava sinemaları, dönemin sosyal ve kültürel hayatının önemli unsurları arasında gösteriliyor.

Yaz Akşamlarında Sandalyeler Perdeye Dönerdi

Bugünün genç kuşaklarının açık hava sineması olarak etkinliklerde karşılaştığı sistem, eski Osmaniye’de günlük hayatın bir parçasıydı.

Yazlık sinemalarda ahşap sandalyeler sıralanır, hava karardığında perde aydınlanırdı. Aileler çocuklarıyla birlikte gelir, kimi zaman aynı film haftalarca konuşulurdu.

Osmaniye’nin geçmişini anlatan yerel anılarda Umut ve Çamlık yazlık sinemalarının ailelerin yoğun ilgi gösterdiği mekânlardan olduğu, özellikle Ümit Besen ve Ferdi Tayfur gibi dönemin popüler isimlerinin filmlerinde salonların dolduğu aktarılıyor.

Başka bir yerel anlatıda ise Bulvar Yazlık Sineması, Meram Yazlık Sineması, Çamlık Aile Sineması, Arı Sineması ve Şehir Sineması isimleri tek tek hatırlatılıyor. Bu yapıların bazılarının bulunduğu alanların zaman içerisinde apartman, garaj ve çarşılara dönüştüğü belirtiliyor.

Osmaniye’de Sinema Afişlerinin Bisikletli YolculuğuFilmin Reklamı Bisikletle Yapılıyordu

O yıllarda ne sosyal medya vardı ne de cep telefonuna gelen film bildirimleri.

1962 yılında Osmaniye’nin Raufbey Mahallesi’nde çekilen bir fotoğraf, dönemin tanıtım yöntemini bütün yalınlığıyla gösteriyor. Sinan Kahraman ile Tevfik Kahraman’ın vizyona girecek filmlerin büyük afişlerini bisikletlerle sokak sokak taşıdığı görülüyor. Afişler mahallelerde dolaştırılarak filmin adı ve gösterim zamanı halka duyuruluyordu.

1970’lerde ise benzer tanıtımların at arabalarıyla yapıldığı örnekler bulunuyor. Tarık Akan ve Necla Nazır’ın yer aldığı “Kuduz – Çocuklar Çiçektir” filminin Osmaniye’de at arabası üzerinde afişlerle mahalle mahalle tanıtıldığı, hoparlörlerle gösterim duyurusu yapıldığı arşiv kayıtlarına yansımış durumda.

Osmaniye'de sağanak nedeniyle Devlet Bahçeli Alt Geçidi ulaşıma kapatıldı
Osmaniye'de sağanak nedeniyle Devlet Bahçeli Alt Geçidi ulaşıma kapatıldı
İçeriği Görüntüle

Bir filmin gelişi böylece neredeyse küçük bir şehir olayına dönüşüyordu.

Çekirdekçinin Sesi Bile Sinemanın Parçasıydı

Eski sinema kültürü yalnızca perde ve filmden ibaret değildi.

Sinema çevresindeki çekirdekçiler, gazozcular, çay ocakları ve seyyar satıcılar da gecenin bir parçasıydı. Yusuf Eser’in geçmişe ilişkin anlatısında “Çekirdekçi Selahattin”in sesinin uzaktan duyulduğu, bu ses duyulunca çocukların sinemanın başladığını anladığı aktarılıyor.

Başka bir deyişle sinema, çevresinde küçük bir ekonomik ve sosyal hayat da oluşturuyordu.

Filmden çıkanların kavurma yediği, ailelerin sokakta yürüdüğü, ertesi gün kahvehanelerde filmin konuşulduğu dönemlerden söz ediyoruz.

Sinema-2Peki Sinemalara Ne Oldu?

Bu sorunun tek bir cevabı yok.

Önce televizyon evlere girdi. Ardından video kasetler, özel televizyon kanalları, VCD ve DVD’ler geldi. Daha sonra internet ve dijital platformlarla birlikte film izlemek için evden çıkmak zorunluluk olmaktan tamamen çıktı.

Buna kentleşme de eklendi.

Eski yazlık sinemaların geniş arsaları zaman içinde konut ve ticaret alanlarına dönüştü. Örneğin 1973 Osmaniye’sini gösteren bir hava fotoğrafına ilişkin yerel çalışmada, eski devlet hastanesinin yanında bulunan Meram Yazlık Sineması’nın yerinde bugün Çamlık Sitesi’nin bulunduğu aktarılıyor.

Dolayısıyla Osmaniye’de kaybolan yalnızca birkaç sinema binası olmadı. Sinemaya birlikte gitme alışkanlığı, film öncesi sokaktaki heyecan ve yüzlerce insanın aynı perde karşısında bir araya geldiği şehir kültürü de büyük ölçüde değişti.

Osmaniye'nin Tarihi Güzellikleri Sinemaya Damga Vurdu (1)Osmaniye’nin Yeşilçam’la Bağı Sadece Salonlardan İbaret Değildi

Osmaniye’nin sinema hafızasını değerli yapan bir başka ayrıntı da kentin yalnızca film izleyen değil, filmlere mekân olan bir şehir olması.

1973 yapımı “Namus Borcu” filminin bazı sahnelerinde Hemite Kalesi ve Osmaniye çevresi yer aldı. Filmin yapımcılığını Osmaniyeli Abdurrahman Keskiner üstlendi.

1977 yapımı “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın da Osmaniye ve yakın çevresindeki çeşitli noktalarda çekilmiş olması, kentin Yeşilçam tarihindeki bağını daha da güçlendiriyor.

Gelenek Tamamen Kaybolmadı

Eski sinema salonları geri gelmese de açık hava sineması geleneği zaman zaman yeniden canlandırılıyor.

Osmaniye Belediyesi, Karaçay Doğa Park’ta düzenlediği Açık Hava Sinema Günleri kapsamında aileleri ve çocukları Türk sinemasının klasik filmleriyle buluşturdu.

2026 yazında Hasanbeyli’de de “Yaz Akşamı Sinema Keyfi” adıyla açık hava gösterimi düzenlendi ve vatandaşlar bir kez daha ortak bir perde etrafında buluştu.

Bu etkinlikler belki eski Bulvar, Meram ya da Çamlık Sineması’nı geri getirmiyor. Ancak Osmaniye’nin bir dönem çok güçlü olan birlikte film izleme kültürünün hâlâ hatırlandığını gösteriyor.

Osmaniye’nin Sinema Tarihinde Bir Dönüm Noktası 'Selvi Boylum, Al Yazmalım' Film Seti-1

Geriye Binalardan Çok Hatıralar Kaldı

Bugün eski sinemaların önünden geçen birçok genç, orada bir zamanlar yüzlerce kişinin film izlediğini bilmiyor olabilir.

Oysa Osmaniye’nin kültürel hafızasında sinemaların ayrı bir yeri var. Bir bisikletin arkasındaki film afişi, yazlık sinemadaki tahta sandalye, çekirdekçinin sesi, perde açılmadan önceki uğultu ve film çıkışındaki kalabalık…

Hepsi artık birer şehir hatırası.

Sinemalara ne oldu?

Binalar değişti, teknoloji değişti, alışkanlıklar değişti. Ama eski Osmaniyelilerin hafızasında o beyaz perde hâlâ kapanmış değil.

Muhabir: Resul Özdil