Okullarda şiddet alarmı! Uzman isim aileleri uyardı
Manisa, Başakşehir ve Esenyurt’ta yaşanan okul içi şiddet olayları yeniden gündeme gelirken, uzmanlardan dikkat çeken uyarılar geldi. Arş. Gör. Uzm. Psk. Çağatay Demirel, ağır şiddet olaylarının ardından benzer vakaların görülme riskinin artabileceğini belirterek medya, okul ve aile iş birliğinin önemine dikkat çekti.
Şiddet olayları birbirinden bağımsız değerlendirilmeli
Son dönemde okullarda yaşanan olayların ardından toplumda oluşan kaygının anlaşılır olduğunu belirten Demirel, vakaların yalnızca bireysel öfke patlamaları şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Demirel, ağır bir şiddet olayının ardından kısa süre içerisinde benzer olayların görülme riskinin artabildiğini ancak her yeni vakayı önceki olayın doğrudan sonucu olarak değerlendirmenin doğru olmadığını vurguladı.
Uzman isim, riskin özellikle daha önce dışlanma, zorbalık, yoğun öfke veya umutsuzluk gibi sorunlar yaşayan kırılgan bireylerde yoğunlaşabileceğine dikkat çekti.
“Sosyal bulaşma” riski
Demirel, sosyal bulaşmayı davranış veya duyguların insanlar arasında, hatta birbirlerini hiç tanımayan kişiler arasında yayılması olarak tanımladı.
Şiddet olaylarının ekranlarda uzun süre ve yoğun biçimde yer almasının bazı kırılgan bireyler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Demirel, korku ve öfkenin de benzer şekilde yayılabileceğini ifade etti.
Ancak uzman, şiddet haberlerini izleyen çocukların büyük çoğunluğunun şiddete yönelmediğinin de altını çizdi.
Haber dili büyük önem taşıyor
Kopya şiddet riskinde olayın nasıl aktarıldığının önemli olduğunu belirten Demirel, saldırganın kimliği, görüntüleri, kullandığı araçlar veya bıraktığı notların tekrar tekrar öne çıkarılmasının taklit edilebilir bir model oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Uzman isim, medya kuruluşlarının olayları sansasyonel biçimde sunmak yerine mağdurlara verilen destek, olayın ciddiyeti ve hukuki süreç gibi unsurlara odaklanması gerektiğini söyledi.
Aileler ve öğretmenlere de görev düşüyor
Şiddet içerikli görüntülerin yalnızca medya aracılığıyla değil, aileler ve öğretmenler tarafından mesajlaşma gruplarında paylaşılmasının da önlenmesi gerektiği belirtildi.
Demirel, okul güvenliğinin yalnızca okul yönetimlerinin sorumluluğunda olmadığını; aile, öğretmen, rehberlik servisi ve medya arasında koordinasyon gerektiğini vurguladı.
Hangi işaretlere dikkat edilmeli?
Uzman, içine kapanıklık veya ergenlik dönemindeki davranış değişikliklerinin tek başına şiddet göstergesi olmadığını belirtti. Ancak dışlanma, yoğun öfke, umutsuzluk, tehdit veya hedef gösteren paylaşımların bir arada görülmesi halinde rehberlik servislerinin vakit kaybetmeden devreye girmesi gerektiğini söyledi.
Buradaki amacın cezalandırmak değil, risk altında olabilecek öğrenciye zamanında ulaşmak olduğunu ifade eden Demirel, olaylardan etkilenen öğrencilerin de psikolojik açıdan takip edilmesi gerektiğini kaydetti.
“Çocuk problem çözme dilini aileden öğrenir”
Aile ortamının çocukların problem çözme biçiminde önemli rol oynadığını belirten Demirel, sorunların sürekli bağırma, ceza veya güç kullanımıyla çözülmesinin çocuklar üzerinde olumsuz bir model oluşturabileceğini söyledi.
Ailelere çocuklarıyla açık iletişim kurmaları çağrısında bulunan uzman, öğrencilerin arkadaş çevresinin ve dijital dünyadaki etkileşimlerinin baskı oluşturmadan takip edilmesi gerektiğini belirtti.
Demirel, okul güvenliğinin yalnızca ders saatleriyle sınırlı olmadığını; ailede, sınıfta ve dijital dünyada birlikte oluşturulması gerektiğini vurguladı.




