Düziçinde iki öğretmenin darp edildiği iddiası

İrfanlı Ortaokulunda anasınıfı öğretmeni Neslihan K. ve İngilizce öğretmeni Pınar K.’ya öğrenci velisi ve yakınları tarafından saldırıya uğradıklarını ifade etti. Olayla ilgili taraflar birbirinden şikayetçi olurken Eğitim Bir-Sen ve Türk Eğitim Sen üyeleri, iki kadın öğretmenin darp edilmesine ortak tepki gösterdi. Sendika üyeleri ellerinde “Öğretmenime Dokunma” ve “Eğitimciye şiddete dur de” pankartlarıyla Atatürk ve Demokrasi Meydanında buluştu.
Eğitim Bir-Sen İlçe Temsilcisi Ali Börklü, burada yaptığı açıklamada, İrfanlı Ortaokulunda anasınıfı öğretmeni Neslihan K. ve İngilizce öğretmeni Pınar K.’ya öğrenci velisi tarafından yapılan saldırıyı kınadıklarını belirtti. Değerli Eğitimciler ve eğitim adına faaliyet gösteren sendikaların değerli temsilcileri;
İlçemizin İrfanlı Ortaokulu’nda görev yapan Anasınıfı ve İngilizce öğretmeni arkadaşlarımız gittikçe yaygınlaşarak sıradanlaştırılan ‘Öğretmene şiddet”in son mağdurları oldular.Bir öğrenci velisi tarafından darp edilen arkadaşlarımızı koruyacak bir irade ortaya koymanın zamanı çoktan gelmiştir.Mesele 24 Kasım’da öğretmene methiye dizmek değil,Öğretmenlik Meslek Kanunu ile öğretmeni güçlü kılmak,eğitim çalışanlarına uygulanan şiddete karşı caydırıcı nitelikte yasal düzenlemeler yapmaktır.
Eğitim sistemimizde öğretime ağırlık verilmesi,eğitim boyutunun ihmal edilmesi,aktör olması gereken öğretmenin ikinci plana itilmesi,bunun sonucunda meydana gelen şiddet olayları;öğretmenin alaya alınması,darp edilmesi ve öldürülmesi,geleceğimizi karartacak bu erozyonu ciddi bir şekilde düşünmenin zamanı geldiğini,hatta geçtiğini net bir şekilde göstermektedir.
Formal veya informal,örgün veya yaygın eğitim alanlarında olsun,tarihin her döneminde bilgiye ,ilme ,insani ve ahlaki değerlere her zaman önem vermiş,bütün bu değerleri insanımıza taşıyan öğretmenleri örnek alınacak rol model olarak bilmiş,baş tacı etmiş,onlara saygı ve hürmette kusur etmemiş bir medeniyetin mensuplarıyız.Öğretmenin itibar görmesi,evvela bağlı olduğu Bakanlığın ona itibar etmesiyle mümkün olacaktır.Yarınlarımızın teminatı ve ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın bu milletin değerini benimsemiş,insani yönü gelişmiş,milli ve manevi değerleri içselleştirmiş bir şekilde yetişmesi için başta yetkililer olmak üzere herkes üzerine düşeni yapmalıdır.
Eğitime ve öğretmene yönelik politikalar yeniden sorgulanmalı ve revize edilmelidir.Öğretmene saygı bu ülkenin geleceğine saygıdır. Pınar ve Neslihan Öğretmenlerimize tekrardan geçmiş olsun derken şiddet uygulayan kişiler hak ettikleri cezaya çarptırılmaz ve daha ciddi ,caydırıcı tedbirler alınmaz ise çok daha ağır olaylarla karşı karşıya kalacağımız da unutulmamalıdır. Sivil Toplum Kuruluşları olarak ,bu ve benzeri olayları şiddetle kınıyor,meslekleri aynı zamanda samimiyet,sabır ve tahammül ustalığı olan,olması gereken öğretmenlerimizin her zaman yanında olduğumuzu bir defa daha ifade ediyoruz.

Türk Eğitim-Sen İlçe Temsilcisi Ali Tuzcu da öğretmenlere yapılan saldırının kabul edilemez olduğunu kaydetti.
Öğrenci velisi tarafından görevi başında iken darp edilen,öğrencisini eğitmek ve topluma kazandırmaktan başka hiçbir amacı olmayan,öğretmen kardeşimize,öğrencilerimize,öğretmenlerimize,eğitim çalışanlarımıza ve okul yönetimcilerimize geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz.

öğretmene uygulanan şiddetin temelinde;öğretmene saygı ve sevginin azalmasının payı elbette çok büyüktür.İlk emri OKU olan bir dinin mensupları olarak ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ diyen,Osman Bey’in Şeyh Edebali’ye,Yıldırım’ın Eyüp Sultan’a,Fatih’in Akşemseddin’e ve Yavuz’un Hasan Can’a saygı duyduğu, ‘Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.’ diyen bir medeniyetten bu noktaya nasıl geldiğimiz tartışılmalıdır.Bu konuda yetkililere,velilere ve eğitim kurumlarına çok iş düşüyor.

Herkes şunu bilmelidir ki,öğretmen asla sahipsiz değildir.Bütün gücümüzle arkadaşlarımızın yanında olacak ve arkadaşlarımızın uğradığı şiddetin takipçisi olacağız.
Öğretmene saldıranlar bilmelidir ki onlar sadece öğretmeni yaralamakla kalmıyorlar;aynı zamanda geleceklerini de yok ediyorlar. Bir eğitimciye saldırmak demek aynı zamanda bilime ve ülkenin geleceğine saldırmak demektir.
Bu olaylar bize göstermiştir ki,gerekli önlemler alınmadığı taktirde eğitim çalışanlarına yönelik bu tarz saldırılar ilk olmadığı gibi son da olmayacaktır.
Artık yeter diyoruz.Çıkarılan yönetmelikler okullardaki disiplini alt üst etmiş,öğretmen ders işleyemez duruma gelmiştir.Öğrenciyi uyarmak bile şiddet kabul edilmiştir.Bizzat bakanlıkça öğretmen ve okul yöneticisi şikayet hattı Alo 147 kurulmuştur.Başarılı öğrenciye ödül olarak bilgisayar vermek yerine cep telefonu hediye eden bir bakan ve başarılı öğrenciye çeyrek altın veren yerel yöneticilere yanlış güdüleme yapılarak bu günlere gelinmiştir.Bu uygulamalar idarecileri sindirmiş,öğretmenleri korkutmuş,bazı öğrencileri şımartmış,velileri hak ve sorumluluklarını bilmez hale getirmiştir.Hemen her gün bu tür şiddet olaylarını duymamız olasıdır.Öğrencisini öz evladından farklı görmeyen fedakar öğretmenlerimiz maalesef öğrenci ve velilerimizin potansiyel düşmanı haline getirilmiştir.
Öğretmeni itibarsızlaştıran,saygınlığını ortadan kaldıran bu anlayış bir an önce değiştirilerek öğretmene gereken değer verilmeli ve öğretmen sahipsiz bırakılmamalıdır.
Milli Eğitim Bakanlığı,öğretmenin yanlışı karşısında nasıl idari ve hukuki işlemleri hemen başlatıyorsa öğretmene yapılan saldırılara karşı da aynı duyarlılıkla öğretmenin yanında yer almalı ve eğitimcilere yönelik her saldırının sıkı takipçisi olmalıdır.
MEB Hukuk Müşavirliği kanalıyla yargıya intikal etmiş davalarda kendi personelinin haklarını sonuna kadar takip etmeli ve savunmalıdır.Bakanlık her geçen gün artan bu şiddet olaylarının bir an önce son bulması için gereğini yapmalıdır.
Öğretmene yapılan saldırılar hakkında bakanlık TBMM’de düzenleme yapılmasını talep etmelidir.Öğretmene saldıranlar ayrıca eğitim öğretimi engellemeden de yargılanmalı,bu şahıslar hakkında;hükmün geriye bırakılması,cezaların paraya çevrilmesi,cezaların ertelenmesi vs gibi işlemler uygulanmayarak verilen hapis cezaları bil fiil çektirilmelidir.

Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri,eğitim çalışanlarının sesine kulak vermelidir.Okullarda eğitim ve öğretim gören öğrencilerimizi ve öğretmenlerimizi,eğitim çalışanlarımızı ve okul yöneticilerimizi oluşabilecek zararlardan korumak ve güvenliğini sağlamak için özel koruma ve güvenlik görevlilerine ihtiyaç duyulmaktadır.
Okullarımızın giriş kapılarında zaman zaman adli olaylar meydana gelmekte, öğrencilerimiz,öğretmenlerimiz,eğitim çalışanlarımız ve okul yöneticilerimiz darp edilmektedir.
maalesef bugün öğretmenlerimiz saldırılara karşı savunmasızdır.Eğitim Öğretim Kurumlarında alınması gereken güvenlik tedbirleri yeterince alınamıyor,sorumluluk yöneticilerimize,öğretmenlerimize ve eğitim çalışanlarımıza bırakılıyor.Bugün okullarımızda halen Milli Eğitim Bakanlığınca özel güvenlik tedbirlerinin ve alınamaması okullarda öğretmenlere saldırıyı her geçen gün arttırmaktadır.Bu nedenle okullarımızın giriş kapılarında yaşanacak olası adli olayların önüne geçilmesi,caydırıcılık sağlanması,yabancı şahısların okula alınmaması için okul giriş kapılarında görevlendirilmek üzere özel koruma ve güvenlik görevlileri alınmalı ve okullarda güvebliğin sağlanması,okula giriş ve çıkışların bir düzene bağlanması konusunda bir takım çalışmaların ivedilikle yapılması gerekmektedir.
Bu kapsamda;okullarımıza özel güvenlik görevlisi hizmet alımı için gerekli ödenek ve yetkiler verilmelidir.Ayrıca MEB ile İŞ-KUR arasında işbirliğinin yapılarak güvenlik önemi arz eden öncelikle büyük okullarımızın giriş kapılarına özel güvenlik sertifikası olan özel koruma ve güvenlik görevlileri görevlendirilmesi gerekmektedir.
Mili Eğitim Bakanlığı okullara gönderdiği;’Çevre imkanlarını kullanarak okulları eğitim ve öğretime hazırlayın.’ talimatlarından vazgeçmeli gerekli ödenek ve yetkileri okul ve milli eğitim müdürlüğü yöneticilerimize vermelidirler.
Bu konuda milli eğitim müdürlüğü yetkililerinden İŞ-KUR yetkililerinden taleplerimiz ve hazırladığımız projelerimiz bulunmaktadır.Bu taleplerimiz ve projelerimiz hayata geçirilmelidir. Öğretmenlik mesleğinin itibarı tekrardan verilmelidir. Haber- Foto: Ersin ŞİMŞEK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir